İzmir Genel Cerrahi ve Kalp Damar Cerrahi Merkezi


  Tel : 0232 504 00 00

All Posts in Category: Genel

Anal Fissür (Makat Çatlağı)

Anal Fissür (Makat Çatlağı)

Tıbbi olarak fissür anal denilen bu hastalık anüsün arka duvarında oluşan yırtıktır. Ağrılı bir bölgede olması ve dışkılama sırasında ve sonrasında şiddetli ağrı ve yanmaya neden olması yüzünden sıkıntılı bir durumdur. Anüsün bu bölgesi sinir bakımından çok zengindir. En ufak patoloji şiddetli ağrıya neden olmaktadır. Ağrı dışında hastalarda tuvalet kağıdına bulaşacak şekilde bir kanama, makatta kaşıntı ve kötü kokulu bir akıntıda gözlenebilir.

Anal Fissür (Makat Çatlağı) Kimlerde Görülür?

Anal Fissür (Makat Çatlağı)

Makat çatlakları her yaşta görülebilir. Bir kısmı akut çatlaklardır. Bunlar bebeklerde bile görülebilir. Bir takım önlemlerle ve tıbbi tedavi ile kendiliğinden düzelir. 1 ay içinde düzelmeyen çatlaklarda artık kronik fissürlerden bahsedilir. Bunlarda basit tıbbi tedavi ile geçmesi mümkün değildir. Spazmı ortadan kaldırıcı bir işlem yapmak gerekir.

Makat çatlağına yol açan nedenler çeşitlidir. Bunların başında kabızlık gelir. Çok sert ve büyük dışkılama anüs arka duvarındaki cildde yırtığa neden olmaktadır. Bu yırtık varken duyulan ağrı hastanın tuvaletini yapamamasına, tuvalete gitmeye korkmasına ve dışkının daha da katılaşmasına neden olmaktadır. Her tuvalet hasta için azap olmuştur. Bu kısır döngüyü bir noktadan kırmak ve oluşan spazmı ortadan kaldırmak gerekir. Tedavide amaç bu spazmın ortadan kaldırılmasıdır.

Anal Fissür (Makat Çatlağı) Oluşum Nedenleri?

Anal Fissür (Makat Çatlağı)

Fissür oluşumunda 2. neden bayanların hamilelik ve doğum sürecidir. Hamile kadınların hemen hemen yarıya yakınında az çok fissür gözlenir. Bunun nedeni bebek ağırlığının artmasıyla kalın bağırsağa baskı yapmasıdır. Buda kabızlığa neden olur.

Bazı crohn, ülseratif kolit gibi hastalıklarda atipik yerleşimli fissürler görülür. Normalde diz-dirsek pozisyonunda saat 12 hizasında görülen fissür bunda anüsün başka kadranlarında görülür. Bunun dışında yabancı cisimlerin anüse sokulması, anal seks yapma, tüberküloz ve anüsdeki kanserlerde fissür oluşumuna neden olmaktadır.

Tanı kolaydır. Diz-dirsek pozisyonunda saat 12 hizasında uzunlamasına bir ülser görülür. Ülser tabanında anüsün en içinde olan kasın lifleri görülür. Ayrıca nöbetçi memesi ve hipertrofik papillasını da görmek mümkündür.

Tedavi Yöntemi?

Akut çatlaklarda tedavi tıbbidir. Öncelikle kabızlık problemi ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için hastanın baharatlı gıdalardan özellikle acıdan uzak durması istenir. Posa bırakan bir diyet verilir. Lifli gıdalar ve sebze yemekleri tercih edilir. Kepekli ekmek önerilir. Hastalardan günlük en az 3litre su içmeleri istenir. Su bağırsakların çalışması ve dışkının yumuşaması için elzemdir. Hastaların iyi bir tuvalet alışkanlığı edinmesi istenir. Günün belirli bir saatinde tercihen sabah kahvaltı sonrası tuvalete gitmesi istenir. Hastalar tuvalet ihtiyacını bekletmemeli ve tuvalette uzun süre geçirmemelidir. Tuvalet sırasında gazete okumak, cep telefonu ile ilgilenmek uzun zaman geçmesine neden olur. Tuvalette fazla ıkınmamalıdır. Ikınma buradaki basınç ve spazmın artmasına neden olmaktadır. Haftada 4-5 gün hafif egzersiz yapılması bağırsakların daha düzenli çalışmasını sağlar. Günde 2 kez 10’ar dakikalık ılık suya oturma banyoları anal sfinkter spazmının çözülmesini sağlayacaktır.

Kronik anal fissürlerdeki tedavide en önemli konu anal spazmın ortadan kaldırılmasıdır. Günümüzde bu amaçla dolgu tedavisi uygulanmaktadır. 100 Ü dolgu lokal anestezi altında uygulanır. 10 gün içinde anal spazm çözülür. 2-3 ay içinde tedavide %90-95 sonuç alınır.

Çok inatçı vakalarda LİS ameliyatı denilen operasyon uygulanır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Ben Tedavisi

Ben Tedavisi

Benler deri düzeyinde veya deriden kabarık çeşitli renklerde iyi huylu deri lezyonlarıdır. Genelde her insanda az çok bulunur. Kimi kişinin hoşuna gider kalmasını ister kimi kişi estetik olarak sinir olur ve alınmasını ister.

Normalde deriye melanin denen bir pigment renk verir. Bunu salgılayan ve melanosit denen hücreler bazen normalin üstünde çalışır. Deride kahverengi bir renk oluşur. İşte bunlara halk arasında ben denmektedir. Bunların rengi salgılanan pigment miktarına göre değişir. Açık tenli kişilerde koyu tenlilere göre daha fazla ben bulunur. Bu benler doğuştan olabildiği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Özellikle güneşe maruz kalanlarda ve genetik yatkınlığı olan kişilerde sonradan ortaya çıkan benler daha fazladır.

Ben Tedavisi

Doğuştan olan benler çok yavaş büyüyebilirler veya aynı kalabilirler. Bazen renkleri gittikçe koyulaşır ve tam tersi renklerinde açılmalar olabilir. Bu benler genelde deri düzeyindedirler. Fakat bazen deriden kabarıkta olabilir. Genelde yuvarlak sınırları belirlidir. Sonradan oluşan benlerde dikkatli olmak gerekir. Çünkü bunların az bir miktarı kanserleşme eğilimindedirler. Doğuştan olan ve büyümeyen benlerin pek çoğu ancak estetik amaçla tedavi edilebilir. Fakat bir uzman tarafından görülmüş ve kuşkulu olduğu saptanmış olan benler erkenden cerrahi olarak alınmalıdır. Karar verilemeyen vakalarda punç biyopsi yapılmalı ve bunun sonucu beklenmelidir. Benlerdeki en büyük tehlike malign melenom denen bu benlerin kanseridir. Bunlar bilinen en hızlı ilerleyen kanserlerdir. Erkenden metastaz yapar ve tedavisi zordur. Normal benlerde çeşitli nedenlerle kansere dönüşebilir.

Kanser Şüphesi Olan Benler

Kanserli benlerde bir asimetri söz konusudur. Benin çevresinde normal sınır yoktur. Girintili çıkıntılıdır. Benin renginde de bir alacalık söz konusudur. Önceden kenarları düz olan benin kenarlarında bozulma varsa, renginde bir değişim olduysa uyanık olunmalıdır. Bir de kanserleşme eğilimindeki benlerin genişliği kısa sürede artar. 0.5 cm’yi geçen benlerde mutlaka bir uzmanın kontrol etmesi gerekir.

Eğer var olan bir bende kaşıntı, kanama, renk değişikliği, büyüme ve kenar düzensizliği başlamışsa mutlaka biyopsi alınmalıdır. Biyopsi sonucu malign gelirse ona göre ileri tedavilere geçilir.

Doğuştan olan benlerde ise melenom gelişme olasılığı diğerlerine göre daha azdır. Estetik olarak kişileri rahatsız etmeyen benlerin izlenmesi daha akıllıca bir iştir. Halk arasında benlere dokunmayın kansere dönüşür diye yanlış bir anlayış vardır. Benlerinden kuşkulanan kişiler mutlaka bir uzmana göstermelidir. Kanser kuşkusu varsa da mutlaka biyopsi alınmalıdır.

Ben Tedavisi

Ben Aldırmak Tehlikeli midir?

Benlerin alınmasında en önemli endikasyon estetik amaçlıdır. Bazıları benleriyle yaşamaya alışmış ve bunlardan hoşlanmaktadır. Bu kişilerin benlerinde bir kötüleşme düşünülmüyorsa bırakılıp böyle kalmasında yarar vardır. Eğer mevcut benler kişide kozmetik olarak rahatsızlık veriyorsa, ben vücudun tahrişe, travmaya, açık bölgelerinde ise (sakal bölgesi, el ayası, ayak tabanı vs) veya muayene sonucu kanserleşme eğilimi olabilecek benler kesinlikle tedavi edilmelidir.

Kanserleşme olasılığı olmayan benlerde cerrahi tedavi yapılmamalıdır. Çünkü ne kadar estetik olarak alınırsa alınsın iz kalacaktır. Gizli dikiş denen subkutan dikiş bile atılsa düz bir çizgi, matrix dikiş atılırsa balık kılçığı şeklinde bir iz kalacaktır. Günümüzde iyi huylu istenmeyen benler radyo frekans yöntemi ile buharlaştırılarak alınmaktadır. Bu amaçla lazer enerjisi de kullanılabilir.

Ben Alma Yöntemi

Radyo frekans radyo dalgaları ile çalışan bir sistemdir. Ciltte 40-45 derecelik bir ısı oluşturur. Cilde, sinirlere ve kan damarlarına herhangi bir zararı yoktur. Uygulanan benden kat kat üst doku çıkarılır ve tamamen ben buharlaştırılır. Daha sonra orda bir kabuklanma olur. Kabuk 10 gün içinde düşer. Sonra yerinde bir kırmızılık olur. Bu da 2-3 ay içinde normal cilt rengine döner.

Radyo frekans Medica İzmir’de yapılmaktadır. Muayeneler ücretsizdir. Tedavi ücreti muayene sırasında belirlenmektedir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Hemanjiom

Hemanjiom

Bebeklerde sık görülen bir damar hastalığıdır. Halk arasında damar beni de denir. Damarlar belirli yerlerde bir araya gelerek bir topak oluşturur. Bu damar benleri kanserleşmez. Fakat erkenden müdahale edilmezse gittikçe büyürler. En ufak bir travmada zor durdurulan kanamalara neden olurlar.

Nedeni ve nasıl oluştuğu tam bilinmemektedir. Annenin hamilelik döneminde ürettiği bazı proteinler sorumlu tutulmuştur. Halk arasında söylenen hamilelerin erik, çilek, karpuz canı çekmesinin hemanjiom oluşumunda herhangi bir etkisi yoktur. Prematüre kız çocuklarında biraz daha fazla görülmektedir.

Hemanjiom

Hemanjiom Nerelerde Görülür?

Hemanjiomlar cilt dışında iç organlarda da görülebilir. İç organlardan karaciğer hemanjiomun en sık görüldüğü organlardan biridir. Ayrıca akciğer, beyin ve böbreklerde de görülebilir. Görüldüğü yere göre isimlendirilirler. Yeni doğanlarda en sık cilt hemanjiomları görülür. Bunlar bebek ana rahmindeyken çıkmaya başlar. Çocuk genelde doğduğunda hemanjiomu ile doğar. İlk başta cilt üzerinde veya cilt altında kızarıklık ve doğum lekesi şeklinde görülür. Bebeklerde en sık göz çevresinde, dudaklarda, ağız içinde, çene altında ve yüzde alın bölgesinde görülür. Göz çevresindeki hemanjiomlar büyüdüklerinde bebeklerde görme yeteneğini ortadan kaldırabilir.

Boyun veya çene bölgesinde görülen hemanjiomlarda en büyük tehlike bunların ses tellerini etkilemesidir. Card vokal dediğimiz ses tellerini tutan hemanjiomlar bebeklerde nefes darlığına ve ses kısıklığına yol açar. Ani gelişen nefes darlıklarında bazen acil olarak trakeostomi denilen boyunda nefes yolu açılması işlemi gerekebilir. Alın bölgesindeki hemanjiomlar daha zararsızdır. Pembe lekeler şeklindedir. 4-5 yaşlarına doğru kendiliğinden kaybolabilir. Genelde cilt düzeyindedirler.

Karın içinde hemanjiomların en çok görüldüğü organ karaciğer ve dalaktır. Böbreklerde de saptanabilir. Bunların çoğu tesadüfen başka bir hastalık için yapılan tetkiklerde ortaya çıkar. Herhangi bir belirti vermezler.

Hemanjiom’da Erken Teşhis

Hemanjiom

Hemanjiomlar erken yakalandıklarında hemen hemen %100 tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bazı hemanjiomlarda kendi kendine geçebilir. Bu nedenle anne babaların paniğe kapılmaları gerekmez. Hemanjiomu olan bebeklerin ebeveynleri bunları en kısa zamanda bir damar hastalıkları uzmanına göstermelidir. Bu uzmanın kontrollerine girmek gerekir. Hemanjiomun büyüme miktarı, şekli ve yeri sık sık kontrol edilmeli, gerekirse fotoğraflanmalıdır. Boyutları her ay not edilmelidir. Hemanjiomda büyüme yoksa bir süre beklenebilir. Çünkü kendiliğinden kaybolma olasılığı vardır. Hemanjiom büyüyorsa veya ciltten kabarık hale gelmişse mutlaka tedavi edilmelidir.

Medica İzmir kliniği hemanjiom konusunda çok deneyimli bir kliniktir. Muayeneler ücretsizdir. Takipler ücretsiz olarak yapılır. Herhangi bir tedavi gerektiğinde anında titizlikle uygulanır. Ayrıca SGK’lı hastalara %50 indirim uygulanmaktadır. Tedavi olması gereken hastalarda tedavi ücreti muayene sırasında saptanmaktadır.

Bazı hemanjiomlar 10 yaşına doğru geçebilmektedir. Fakat bu beklemenin kararını bir damar hastalıkları uzmanının vermesi gerekir. Beklemek çocukta bir sorun teşkil etmemelidir. Özellikle göz çevresinde olan veya çene altında olup ses tellerini hemanjiomlarda çok dikkatli olunmalıdır.

Hemanjiom tedavisinde çeşitli ajanlar kullanılmaktadır. Bu amaçla lazer tedavisi, köpük (skleroterapi) uygulaması yapılmaktadır. Lazer özellikle yüzeyel damar benlerinde etkilidir. Fakat tedavide birkaç seans gerekir.

Varis hastalarında kullanılan sklerozan madde bu hastalıkta da kullanılmaktadır. Skleroterapi ya saf ilaç halinde yada köpük tedavisi şeklinde uygulanmaktadır.

HEMANJİOM (DAMAR TÜMÖRÜ) NEDİR?

Hemanjiom sıklıkla çocukluk çağında görülen doğum esnasında fark edilmeyen damar yumaklarından oluşan iyi huylu tümörlerdir. Gebelik esnasında damarsal endotelyal hücrelerin hızlı çoğalması ile karakterize bir hastalıktır. Doğum gerçekleştikten 2 ile 3 hafta süre sonra kendini belli eder. Kanama, ağız içi kanamaya bağlı aspirasyon, solunum yollarını tıkama şeklinde komplikasyonları dışında sadece görüntü bozukluğu yaratmaktadır.

HEMANJİOM SEBEBİ NEDİR KİMLERDE SIK GÖRÜLÜR?

En çok merak edilen neden oluyor bu hemanjiom batıl inançlara göre gül bahçesinde gebe halde gezen kadınların bebeklerinde olur gibi rivayetler olsa da tam anlamıyla sebebi belli olmayan bir hastalıktır.

Sıklık;

  1. Zamanında doğum olan bebeklerde %1-2 oranında görülmekle beraber erken doğan (prematüre) bebeklerde bu oran %21 civarındadır.
  2. 1 yaşına doğru doğumda görünen hemanjiomu olmayıp bu yaşta görülebilmektedir buda gizli görünmeyen hemanjiomun hızlı çoğalma döneminde belirgin olması ile karakterize bir durumdur
  3. Kızlarda görülme oranı erkeklere göre 3-5 kat daha fazladır
  4. Gebelik döneminde genetik araştırmalar için yapılan koryonik villüs biyopsisi yapılan çalışmalar göre hemanjiom yapma olasılığını artırmaktadır.
  5. Ailesel görülen hemanjiomlar mevcut olup çok nadirdir otozomal dominant ilgili lokusun 5. kromozomun uzun kolunda enfekte gözlenmiştir
Hemanjiom

Çilek Hemanjiom

HEMANJİOM VÜCUTTA DAHA ÇOK NERELERDE GÖRÜLÜR VE KLİNİK NASILDIR?

Damar tümörleri (hemanjiomlar) damarsal yapısına (arteriel veya venöz) bulunduğu yere, derinliğine, çapına göre hem kliniği hem de tedavi şekli farklılık gösterir.

Hemanjiomlar;

  • %50-60’ından fazlası baş-boyun bölgesinde çıkar
  • %25’i göğüs koltuk altı ve gövdenin diğer yerlerinde,
  • %15’i kol ve bacaklarda oluşur
  • Doğum esnasında hemanjiomların 1/3ü belirgin olarak gözlenir diğer 2/3 lük hemanjioması olan bebeklerde çoğunluğu 2 veya 3 hafta sonra çıkmakla birlikte bir kısmı da 12  yaş civarlarına kadar gizli kalabilmekte küçük bir kılcal damar şeklinde olup sonradan büyüyebilir
  • Hemanjiom çıkacak yerde çeşitli küçük lekeler çıkar bunlar genellikle eritem seboroik dermatit, telenjiektazi şeklinde tanı alır.
  • Hemanjiomlar derin ve yüzeysel olan tipleri vardır yüzeysel olanlar parlak kırmızı renkte olup kapiller hemanjiomlardır. Derin hemanjiomlar genellikle cilt renginde olup sadece bir tümsekten ibaret olduğu gibi bir morluk eşlik edebilir.
  • Bazı hemanjiom tipleri bebek ağlaması veya ıkınma ile belirgin hale gelir
  • Hemanjiomların ilk 1 yaşta dönemsel değişiklikler gösterirler
  • Hızlı büyüme safhası 6-10 ay kadar sürebilir bu süre bazı komlikasyonları içinde barındırır hızlı büyüme esnasında hemanjiomda küçük travmalarla oluşan ciddi kanamalara veya ülserasyonlar bundan sonrada enfekte hemanjiom oluşabilmektedir
  • Genellikle hızlı büyüme 1 yaşında durmaktadır ve gerileme dönemi başlar hemanjiomda bir miktar küçülme olur yapısına ve büyüklüğüne göre hemanjiomlar 2 -3 yaşına kadar ya tam kaybolur ya da belirgin şekilde devamlılığını koruyabilir.
  • Çoğunlukla iyi huylu kozmetik görünümü bozan tümörlerdir komplikasyonları fazla olan solunum yolu üzerindeki hemanjiom ve ağız içi kanam yapan hemanjiomlar ciddi klinik durumlara yol açmaktadırlar.
  • Tanı klinik bulgularla konur.

HEMANJİOMLARDA TEDAVİ GEREKLİ MİDİR?

Genellikle bebeklik çağında iyimi kötü huylumu olduğunu anlamak için aileler bir onkolog tarafından tetkik edilir. Çoğunluğu iyi huylu ola bu tümörlerde daha sonraki klasik tedavi proponolol (dideral) tedavisi başlanmakta bu ilacın çalışmalarla da görüldüğü üzerine net bir tedavi etme özelliği olmayıp hasta yakınlarını tedavi için uygun yöntem arayışına itmektedir. Tedavi endikasyonlarının başlıcaları şunlardır;

  • Proponol tedavisine rağmen küçülmeyen veya proponol tedavisine uygun olmayan hastalarda
  • Ailenin ilerleyen dönemde oluşacak estetik kaygıları ile tedavi edilebilir
  • Komplikayonu olan hemanjiomlarda hızlı büyüme aşamasında hastaya vereceği ağrı
  • Kanayan hemanjiomlar acil tedavi edilir
  • Hızlı büyüme aşamasında ülserleşme ve enfekte olması
  • Burun, boğaz gibi solunum yollarını tıkayıcı özellikteki hemanjiomlar acil tedavi edilmelidir
  • Ağız içi hemanjiomları mutlaka tedavi edilip yok edilmelidir zamanla asitli yiyeceklerle veya ısırma, yabancı cisimle kanma olması durumunda akciğerlere aspirasyon tehlikesi olduğu için mutlaka tedavi edilmelidir
  • Tüm hemanjiomların yaklaşık %30’u komplikasyon ve acil tedavi gerektiren sınıftadır geriye kalan kısmını genellikle kozmetik ve görüntü bozukluğu tedavisi şeklindedir
  • Çok büyük segmental hemanjiomlarda komplikasyon küçüklere nazaran 10 kat daha fazladır
  • Enfekte hemanjiomlar derin dokulara enfeksiyonu invaze ederek selülit ya da osteomyelite neden olabilir. Bu nedenle hemanjiom enfeksiyonu olan hastalar tedavisi komplikasyon gelişmeden yapılmalıdır
  • Geniş hemanjiomlarda kalp yetmezliği veya trombositopeniye sebep olarak kanamaları artırmaktadır.
  • Göz çevresinde oluşan hemanjiomlar görme eksenini bası ile değiştirdiği gibi görme alanı kapanmasına bağlı körlük derecesine getiren hemanjiomlarda acil tedavi gerektirir

Bahsedilen komplikasyonların yaşanacak veya yaşanıyor olması hemanjiomun tedavisinde beklemenin gereksiz olduğu kanısı ortaya çıkmaktadır. Bu tarz komplikasyonların ve tedaviyi yaparken yaşanacak kanama vasküler yaralanma gibi olayların üstesinden gelecek branş kalp damar cerrahisi uzmanı olmalı ve tedaviyi bu branş üstlenmelidir. Günümüzde cerrahi tedavi komplikasyonların fazlalığından ve tedavinin tam anlamıyla yapılmadığından çok fazla yapılmamaktadır genellikle lazer ve skleroterapi gibi tedavi komplikasyonu az olan yöntemlere eğilim artmıştır.

BEBEKLERDE HEMANJİOM TEDAVİSİNDE İZLENECEK YOL NEDİR?

  • Bebeklik ve yetişkin dönemi hemanjiomlarda komplikasyonlar mevcutsa hemen tedavi yapılmalıdır.
  • Bebeklerde sadece görüntü bozukluğu sebebiyle tedavi edilmesi gereken hemanjiomlarda 1 yaşın altında yapılan tedavilerde yapılacak işlemlerde bebekte oluşacak travma en alt seviyededir.
  • 1 yaşını geçmiş bebeklerde kozmetik görüntüyü bozan hemanjiomlarda dikkat edilmesi gereken nokta çocukların yüzünü tanıma aynaya bakıp kendilerini tanıma ortalama 2.5 yaş civarında olmaktadır. Bu yüzden tedavi kozmetik tedavi bu yaştan önce planlanması çocuğun psikolojik gelişimi açısından olumlu olacaktır
  • Komplikasyon olan durumlarda erken girişim gerekir. Bunlar hızlı büyüyen ve yüzü deforme eden hemanjiomlar, oküler, genital, anal hemanjiomlar, orofarenks ve larenkste yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir
  • Kendi kliniğimizde cerrahi operasyonların komplikasyonları ve estetik göz önüne alındığında ameliyatsız hemanjiom tedavisi tekniklerini ön plana almış bulunmaktayız.

HEMANJİOM TEDAVİSİNDE UYGULANAN AMELİYATSIZ YÖNTEMLER NELERDİR?

Lazerle Uygulama: Bebeklerde ve çocuklarda uygulama öncesinde lezyonun kenarına ve altına lokal anestezik uygulanır. Bir süre beklendikten sonra acısız bir şekilde hemanjiom tedavisi için lazer uygulaması yapılır. Hemanjiomun tipine ve büyüklüğüne göre seans sayısı belirlenir

Köpükle veya Sklerozan Ajanla Uygulma: Ortaya çıkan veya mevcut damarlara ilaç (Sklerozan Madde) enjeksiyonu ile birbirne yapıştırmayı esas alır. Fakat ilacı saf halde kullanmak yerine ilaç + hava karışımı ile köpük haline getirmektedir. Elde edilen köpük çok ince bir enjektör ile çekilerek hemanjioma uygulanmaktadır. Anında etkisi görülen bir yöntem olup, hastalığın yaygınlığına göre yine bir kaç seans gerekecektir. Çünkü aynı zamanda belirli dozdan fazla ilaç verilemez

Sealin (yapıştırıcı) ajan uygulaması: Bu daha çok dirençli vakalarda köpük tedavisine cevap vermeyen kavernöz tipli hemanjiomlarda kullanılır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Varis Tedavisi

Varis Tedavisi

Kaba tabirle ayaklarda kirli kanı kalbe taşıyan toplardamarların genişlemesi, şişmesidir. Toplumun hemen hemen yarısında az çok görülen bir problemdir. Varisler toplardamar genişlemesi ve kılcal damar genişlemesi şeklinde 2 ana başlıkta incelenebilir. Varis aslında toplardamarların hepsinde görülebilir. Fakat en çok ayaklarda görülür. Bunun nedeni insanların iki ayak üzerinde yürümesine bağlı oluşan basınçtır. Kılcal damarlarda görülen varisler genelde kozmetik bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat kesinlikle tedavi edilmelidir.

Varis Tedavisi

Toplardamarlarda kapakçık denen bir sistem vardır. Bunlar tek yönde açılıp kapanan bir valv sistemidir. Kirli kan kalbe doğru doğru yönlendirilirken yer çekiminin etkisinden korunmak için bu kapakçık sistemi devreye girer. Kanın geri kaçmasını önler. Bu kapakçıklar toplardamarlarda yaklaşık 5-10 cm’lik aralıklarla bulunur. Bunlar ayrıca kirli kanı yerçekiminin etkisinden korudukları gibi kanın akışına da yardımcı olurlar. Bu kapakçıklar bozulursa kanın geri dönüşü bozulur ve kan geride göllenmeye başlar. Kapakçıkların bozulmasının birçok nedeni vardır. En önemli nedende uzun süre ayakta kalma ve hareketsizliktir. Ayakta çalışan meslekleri olan kişilerde saat başı 2-3 dakika yürüseler veya hareket etseler bu problemden kurtulacaklar ve basıncı dağıtacaklardır. Tekstil işçileri, öğretmenler, askerler risk grubunda sayılabilir. Varis hastalığı genetik bir hastalık olarak kabul edilebilir. Ebeveynlerinde varis olan çocuklar risk grubundadır. Bu çocukların bünyesel olarak kapakçıklarında zayıflık saptanmıştır.

Kliniğimizdeki Varis Tedavilerinde Prensipler

  • Ameliyatsız, kesisiz ayaktan her bir seansın 10 dakika sürdüğü işlem sonrası hastaların günlük yaşam ve işlerine aynı gün dönmesi.
  • Her türlü varisin (kılcal, retikuler, trunkal) daha önce opere edilmesi riskli olan hastaların bile değerlendirilip ameliyatsız tedavisi yapılmaktadır.
  • Her hasta ilk olarak son teknoloji doppler ultrasonografi ile değerlendirilir ve tedavisi başlanır.
  • Hastalara yapılan uygulama sonrası genellikle tekrarlamayacak düzeyde tedavi yapılıt; fakat yeni kılcallar oluştuğunda yeni ücret talep edilmez. 1 yıllık garanti dahilinde tedavisi yapılır.
  • Fiyatlama görüntü dışında hastanın iç varisi (femorosafenal yetmezlik) varlığı ve kullanılacak sarf malzemeye göre yapılır. Bu yüzden varis hastalarının öncelikle kliniğimize gelip ayrıntılı doppler ultrasonografi yapılması önerilir.
  • Şehir dışından gelecek veya tedavisinin hızlı olmasını isteyen hastaların 1 gece İzmir’de konaklaması dahilinde 2 seansta tüm varisleri ortadan kaldırılır.
  • Hastaların tüm merak ettiği soruları, işlem yaptırsın veya yaptırmasın, detaylı olarak cevaplarız.

Kadınlarda Varis Nedenleri?

Varis Tedavisi

Kadınlardaki varislerin diğer bir nedeni gebeliktir. Bebeğin baskısı kanın geri dönüşümünü bozduğu gibi, çeşitli hormonal faktörlerde etki etmektedir. Ayrıca doğum kontrol hapları özellikle kılcal damarlarda görülen varisleri tetiklemektedir. Fakat bazı kişilerde doğumdan 2-3 ay sonra varislerde azalma veya kaybolma görülebilir.

Yaş ilerledikçe tüm dokularda olduğu gibi toplardamarlardaki kapakçıklarda da zayıflık olmaya başlar. Bu durum özellikle 50 yaş üzerinde görülür. Bunun dışında şişmanlıkta varis oluşumunu artırmaktadır. Fazla kilo bacaklar üzerine baskı oluşturur. Bu da damarlarda baskı oluşturmaktadır.

Hastalarda ilk belirti cilt altında özellikle kalçada ayak bileklerine kadar olan kısımda anormal, genişlemiş damar görünümleridir. İlk bakışta görülmeyebilen damarlar 5-10 dakika ayakta kalınca belirginleşir. Mavi-mor renkte damarlar yanı sıra yer yer şişlikler görülür. Bunların üzerine parmakla basınçla küçülürler.

Varis Belirtileri?

Varisli hastalarda 2. belirti bacaklarda ağrı ve zaman zaman gelen kramplardır. Bunlar gün içinde gittikçe artar. Sabah uyandığında hiçbir yakınması olmayan hasta akşam saatlerinde ağrıdan duramaz. Kramp nöbetleri özellikle akşamları ortaya çıkar. Hasta akşamları hareket ederse veya bacaklarını yukarı kaldırırsa ağrı ve kramp nöbetlerinin azaldığı görülür.

Bunların dışında hastalarda kaşıntı, ciltte renk değişiklikleri görülebilir. Tedavi edilmeyen varislerde beslenme bozukluğuna bağlı varis ülserleri oluşabilir. Damarlardaki genişleme bir süre sonra kanamalara yol açar. Bu kanamalar cilt altında toplanmaya renk değişikliğine ve beslenme bozukluğuna yol açmaktadır. Cilt çürümeye başlar. Yara bazen kemiklere kadar ilerleyebilir. Varis ülserlerinin tedavisinde kliniğimizde PRP uygulaması yapılmaktadır.

Tedavi kliniğimizde yapılmaktadır. Muayenelerimiz ücretsizdir. Tedavide ameliyatsız yöntemler olan lazer, radyo frekans, köpük (skleroterapi) gibi yöntemler uygulanmaktadır. Tedavi ücretleri muayene sırasında belirlenmektedir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Kondilom

Kondilom

Halk arasındaki adıyla makat siğili olan kondilomlar HPV virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur. Bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Genelde genital bölgedeki siğillerle karakterize cilt hastalıktır. HPV virüsünün yaklaşık 100 civarında çeşidi vardır. Fakat oluşturdukları lezyon az çok birbirine benzer. En büyük tehlike bunların kadınlarda rahim ağzı kanserine, erkeklerde ise anüs kanserlerine yol açmasıdır.

Enfeksiyonun oluşumunda kişinin bağışıklık sistemi çok önemlidir. Bağışıklık sistemi bu virüsle baş edebilirse hastalıkta belirtiler çıkmadan kendiliğinden yok olabilir. Siğil oluşturan virüsler bir DNA virüsüdür. Bunlar hücrelerin içine yerleşerek hücrelerin DNA yapısını bozabilirler. Bu hücrelerin hızla ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına neden olabilirler. Buna en çok tip 16 veya 18 tipleri yol açmaktadır.

Kondilom

HPV virüsü genelde cinsel ilişki ile bulaşır. Virüs ciltteki küçük sıyrık ve yırtıklarda vücuda girmektedir. Erkek menisinde virüs saptanmamıştır. Bulaşma genelde cildin cilde teması ile olmaktadır. Bulaşıcılık siğil belirtileri olan kişilerde daha fazladır. Gebelerde HPV virüsünün hastalık yapma yeteneği daha fazla olmaktadır. Doğum sırasında da vaginadakondilom varlığında çocuğun ağzına bulaşma olabilmektedir.

HPV virüsünü alan kişilerde kondilomlar çoğu kez 6 ay içinde ortaya çıkar. Fakat yıllarca virüs herhangi bir belirti vermeden vücutta kalabilir. İlk belirti olarak genital veya anal bölgede küçük siğiller görülmeye başlar. Hastalar bunu gözle görebildiği gibi elle de hissedebilir. Kondilomlar oluştuktan sonra büyüme eğilimindedirler. Bunlar yumuşak, kirli beyaz renkte oluşumlardır. Tek tek halde olabildikleri gibi gruplar şeklinde olabilirler ve bunlar karnabahar manzarası oluştururlar. Kadınlarda vagen içinde, homoseksüellerde anüs içinde de kondilomlara rastlanmaktadır. Kondilom vakalarında ağrı yoktur. Hastalar genelde kaşıntıdanmuzdariptirler. Kondilomlar nem ve teri sever. Genelde vücudun nemli bölgelerine doğru yayılma eğilimindedirler.

Kondilom (Makat Siğili) Nasıl Anlaşılır?

Tanı genelde kolaydır. Vulva çevresinde skrotum, penis çevresinde, anal bölgede çıplak gözle görülen çeşitli büyüklüklerde ve renklerde siğiller vardır. Vulvaya ve anoskopla anüs içine de bakılmalıdır. Kuşkulu vakalarda biyopsi alınmalıdır.

Kadınlarda smear testi kondilomların takip ve tedavisinde çok önemlidir. Özellikle partnerlerindekondilom saptanan bayanlar rahim ağzı kanseri açısından mutlaka takip edilmelidir. Bunlarda 6 ayda bir smear testi yapılmalıdır. Kondilomlu bir hasta tedavi edilirken mutlaka eşi de kontrol edilmelidir. Çünkü her ikisi birlikte değerlendirilmezse yeniden bulaşmalar oluşabilir.

Kondilom (Makat Siğili) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Kondilomlu hastalarda bulaşıcılık kondilom olduğu sürece en yüksektir. Bu nedenle tedavi kesinlikle ihmal edilmemelidir. Tedavi geç kalınması siğillerin hızla çoğalmasına neden olabilir. Bir de kondilomlar tedavi edilse bile yeniden çıkma olasılıkları fazladır. Bu nedenle hastalar en az 6 ay süre ile kontrol edilmelidir. Medica İzmir olarak kondilom tedavisinde hastalar 1 yıl süre ile izlenir. Her ay hastalar kontrole çağırılarak yeni bir kondilom çıkmış mı bakılır.

Kondilom tedavisinde uygulanan yöntem radyo frekansla bunların yakılmasıdır. Eskiden uygulanan sıvı nitrojen veya karbondioksit kullanarak dondurma işlemi günümüzde değerini yitirmiştir. Yakma işleminde radyofrekans yanında koter veya laserde kullanılmaktadır. Bazı büyük vakalarda ise nadirde olsa cerrahiye başvurulmaktadır.

Kondilom Tedavi Videosu

Kondilomlardan korunmada tedavi süresince cinsel temas önlenmelidir. Prezervatif koruyucu olmamaktadır. Cildin cilde teması bulaşmada yeterlidir. HPV virüsünü yok edecek bir ilaç henüz elimizde yoktur. Bu nedenle bulaşmayı önlemek hayati önem arz etmektedir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Kıl Dönmesi

Kıl Dönmesi

Dermoid kist, sinüs pilonidalis adlarını da alan bu hastalık bir kıl yumağının yalancı bir kapsül içinde yuvalanarak oluşturduğu bir patolojidir. En sık görüldüğü yer kuyruk sokumu üzeridir. Fakat genital bölge, koltuk altı ve göbekte de nadirde olsa görülebilmektedir.

Genelde baş ve enseden dökülen kıllar kuyruk sokumu çevresindeki iki kaba et arasındaki olukta tutunur. Bu bölgenin de kıllı ve terli olması da bu tutunmayı kolaylaştırır. Daha sonra yürürken oluşan testere hareketi ile sanki bir vida gibi dönerek cildin içine girer. Bundan sonra cilt altında oluşan yabancı cisim reaksiyonu ile sıvı birikimi olur. Bir süre sonra bu sıvı enfekte olarak apseler oluşur.

Hastalık erkeklerde daha sık görülür. 15-30 yaş grubu en sık görülen yaşlardır. Kıllı ve kilolu erkeklerde görülmesi biraz daha sıktır. Genelde uzun süre oturarak çalışan kişilerde ( şoför, sekreter vs.), fazla terleyenlerde, şişmanlarda, bölgesel temizliğini iyi yapmayan kişilerde daha sık görülmektedir. Bu bölgeden geçirilmiş travmalarda oluşumunda etkilidir.

Kıl cilt altında yuvalandıktan bir süre sonra bu bölgede reaksiyoner bir sıvı birikimi olur. Hasta bu bölgede bir şişlik farkedebilir. İki kaba et arasındaki oluktan ilerleyen sıvı bir yerden cilde açılır. Sinüs dediğimiz delikleri oluşturur. Bu dönemde hasta iç çamaşırlarının kirlendiğini fark eder. Bazen bu açılma olmaz bu sıvı enfekte olur ve apseleşir. Bu dönemde hastada şişlik, üzerine basınca ağrı vardır. Hasta oturamaz. Kıl yumağının üzerindeki deri kırmızı ve sıcaktır. Acil opere edilmedikçe ağrı ortadan kalkmaz.

Kıl Dönmesi Belirtileri

Kıl Dönmesi

Hastalarda belirti olarak kuyruk sokumunda şişlikler, kaşıntı ve çeşitli sayıda ufak delikler görülebilir. Deriye basılınca bu deliklerden akıntı gelir. Eğer apseleşme olmuşsa hastanın kuyruk sokumunda ağrılı bir şişlik vardır. Hastaların %50’si bu tablo ile doktora başvurmaktadır. Apse kendiliğinden drene olmuşsa hastada kokulu, pis bir akıntı söz konusudur. Bu arada hastada sistemik apse belirtileri ateş, titreme, halsizlik gibi yakınmalarda bulunabilir.  Akut apse ile gelen vakalarda apse drene edilmelidir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken sadece apseyi drene edecek basit bir kesi ile yetinilmemelidir. Apseli vakalar aslında hastalar için şanstır. Düzgün yapılacak bir girişim ile hasta bu hastalıktan tamamen kurtulabilir. Bu amaçla tıpkı tencerenin kapağının açılması gibi apsenin üzerindeki deri eliptik şekilde alınır. Loj çok güzel yıkanır ve kürete edilir. Yalancı kapsül ve kıl yumakları tamamen uzaklaştırılır. Kanama kontrolü sonrası loj ikincil iyileşmeye bırakılır.

Kıl Dönmesi Tedavi Yöntemleri

Kıl Dönmesi

Kronik vakalarda uygulanacak ameliyat şekilleri vakaya göre değişir. Erken ve komplikasyonsuz vakalarda en seçkin yöntem mikrosinüsektomidir. Lokal anestezi altında yapılır. Hasta operasyon öncesi lazerle epilasyona alınır. Daha sonra operasyon sahası steril olarak hazırlanır. Sinüsün olduğu bölge yaklaşık 2cm.lik bir kesi ile çıkarılır. Hemostaz sonrası altta ölü boşluk kalmayacak şekilde açılan bölge tamamen kapatılır. Yaklaşık 10 dakika süren bir işlemdir. İşlem sonrası hasta işinin başına dönebilir. Ertesi günü banyosunu yapabilir.

Komplike vakalarda yapılacak ameliyat hastanın durumuna, cerrahın bu konudaki tecrübesine göre değişir. Açık bırakma, fleb yöntemi, LAFT denilen lazer yöntemi, primer kapama gibi çok çeşitli yöntemler vardır. Her birinin kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Bu konuda proktoloji uzmanının görüşünü almak yararlı olur.

Erken vakalarda uygulanan mikrosinüsektomi yöntemi tarafımızdan uygulanmaktadır. %90-95 başarı oranı vardır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
     Formu Doldurun, Sizi Arayalım

   Müşterek Muayenehane

close-link
Hemen Ara
Yol Tarifi