İzmir Genel Cerrahi ve Kalp Damar Cerrahi Merkezi


  Tel : 0232 504 00 00

All Posts in Category: Genel

Yağ Bezesi Bitkisel Çözüm

Yağ Bezesi Bitkisel Çözüm

Vücuttaki yağ bezeleri  çok çeşitli ve çok değişik boyutlardadır. Çoğu cilde yağ sağlayan yağ bezlerinin salgı yollarının  tıkanması sonucu oluşmaktadır. Çoğu beyaz ve sarı renktedir. Yüzde bulunanlar çok küçük boyutlardadır. Fakat başta ve vücudun değişik yerlerindeki bezeler çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bunların yerlerine göre oluşum şekilleri de farklıdır. Genellikle başta görülen ve kist sebum bir yağ  denilen yağ kistleri yağ . bezlerinin yollarının tıkanması sonucu oluşur. Bez içinde sebum denilen bir yağ birikir. Bunlar çok büyük boyutlara ulaşabilir.  Çevreleri de bir kapsülle çevrilidir.  Vücutta diğer yerlerde görülen ve tıbbi adı lipom olan yağ bezeleri ise yağ hücrelerinin lokal çoğalması sonucu oluşur. Bunlar bir kapsülle cilt altı dokusundan ayrılmıştır. Boyunda göğüste kollarda sırtta her yerde görülebilir. Sayıları çok fazla olabilir. Bunlarda cerrahi dışında hiçbir tedavi yarar sağlamaz. Bunların kanser olan tiplerine ise`, liposarkom denir. Bunlar çok hızlı büyürler ve metastaz yaparlar. Diğer iyi huylu lipomlar cilt altında ellemekle kolayca oynatılabilen, selim kitlelerdir.

Yağ Bezesi Bitkisel Çözüm

Yağ bezelerinde bitkisel bazı çözümler,  ancak drenaj  yolu tıkanarak oluşmuş bezeler için geçerlidir. Yapılacak bitkisel tedavilerde drenaj  sağlayan yoldaki tıkaç açılır. bezin salgısı tekrar akmaya başlar ve kitle kendiliğinden kaybolur. Fakat şu unutulmamalıdır. Önerilen bu tedavilerden yarar sağlanmazsa gene çözüm cerrahi tedavidir.

Bu tıkaçları  açmada kullanılan yöntemlerde en iyisi buhar banyosudur. Buhar banyosu hem drenaj yolundaki tıkacı açtığı gibi bezelerin yumuşamasına sebum denilen biriken yağın erimesine yol açar. Bunun sonucu olarak,  kısa sürede direne olur.  Kişi yeterli buharı sağlamak için, ya sık sık duşa girmeli ya da beze çevresine sıcak kompres uygulamalıdır. Sıcak kompres uygulaması günde 2-3 kez 15 er dakikalık periyotlarla yapılmalıdır. Suyun sıcaklığının 60-70 derece olması yeterlidir.

Bunun dışında çeşitli bitkilerden hazırlanan çaylar veya jeller bu konuda kullanılabilir. Bu amaçla en çok kullanılan çay ağacı yağı ve aloe vera adlı bitkiden hazırlanmış olan jelledir. Her ikisinden hazırlanan jellerin antibakteriyel ve antiseptik özellikleri vardır. Günde 2-3 kez bezelerin üzerine iyice yedirilerek sürülür. Bir hafta 10 günlük bir tedaviden sonra bezelerin içinde yağın drene edildiği görülür.

Bunların dışında bu konuda hint yapı, sirke gibi ajanlarda kullanılmaktadır. Mantık ve etki tarzı aynıdır. Yağ bezesi olan hastalar kişisel hijyene çok dikkat etmelidir.Temizlikte antibakteriyel sabunları tercih etmelidir. Yağ bezelerini kesinlikle sıkmamalıdır. Sıkılırsa bezenin çevresindeki kapsül zedelenir ve içerik cilt altına yayılır. Tedavisi çok zorlaşır ayrıca enfeksiyon oranı artar.

Bu tür hastalar güneş ışınlarından korunmalıdır. Güneşe çıktıklarında yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanmalıdırlar.

Tüm bu işlemlerle düzelmeyen vakalarda, ayrıca gittikçe büyüyen ağrı yapmaya başlayan, sertleşen oynaması bozulan vakalar da mutlaka bir uzmana görünmelidir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Nasır Nasıl Çıkarılır?

Nasır Nasıl Çıkarılır?

Nasırlar cildin travmaya karşı oluşturduğu bir savunma mekanizmasıdır. Genellikle ayaklarda görülen bir durumdur. Bunun dışında kalem tutan parmaklarda, dirseklerde, işçilerde, ellerde de görülebilir. Fakat en çok ayak tabanında, ayak parmaklarının üzerinde ve aralarında görülür.

Oluşumunda en büyük neden sıkı ve topuklu ayakkabılardır. Ayaklardaki ortopedik kusurlarda oluşumunu kolaylaştırır. Cildin aşırı sürtünme ve basınca maruz kalan bölgesinde dairesel bir sertleşme oluşur. Bunun nidus denilen bir kökü bulunur. Bu kök kısmı odak olmak üzere koni şeklinde oluşum olarak karşımıza çıkar.

Nasır Nasıl Çıkarılır?

Nasır oluştuktan sonra tedavi etmek zor olduğundan oluşumunun önlenmesi daha kolaydır. Bu amaçla kişi ayağına uygun ayakkabı giymelidir. Sıkı ayakkabılar, yüksek topuklu ayakkabılar nasır oluşumunu kolaylaştırır. Özellikle uzun zaman ayakta beklemek zorunda olan kişiler buna çok dikkat etmelidir. Bunun dışında yalınayak dolaşmayı alışkanlık haline getirenlerde, taş veya bitkilerin ayak tabanına tahriş etmesiyle de nasır oluşabilir. Vücut bu tahrişe aradaki deriyi kalınlaştırarak cevap vermektedir.

Ortopedik kusurları olan kişiler bunun tedavisini bir an öce yaptırmalıdır. Nasır şeker hastalığı olanlarda veya ayak damarlarında dolaşım kusuru olanlarda daha fazla görülmektedir. Bu kişiler normal kişilere göre daha dikkatli olmalıdırlar.

Nasır Tedavisi İçin Kullanılan Ürünler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Piyasada nasır tedavisi için çok çeşitli ajanlar bulunmaktadır. Bunlardan en rövanşta olanı nasır bantlarıdır. Bu bantlar uygun vakalarda bir rahatlama sağlayabilir. Nasır bandı nasırın üzerine yapıştırılan, nasırda yumuşama oluşturan bir ajandır. Asit maddesi içerir. Kullanmak için öncelikle kişi nasırına uygun boyutlarda bir bant seçer. Sonra bandın asit içeren kısmındaki bant çıkarılır ve renkli bir bölüm ortaya çıkar. Bu renkli bölüm nasırın üzerine gelecek şekilde yapıştırılır. Burada dikkat edilecek konu bu asit içeren renkli kısmın normal cilde temas etmemesidir. Ederse normal deriyi de yakar. Bant uyguladıktan sonra 2-3 gün yerinde bırakılır. Sonra birden çekilir ve nasırın çıkması sağlanır. Eğer çıkmazsa işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer konu yöntemi diabetli hastalar veya damar hastaları doktora danışmadan kullanmamalıdırlar. Ayrıca nasır bandının bebeklerde kullanılması kontendikedir.

Nasır Bandı İşe Yarar mı?

Nasır bandı dışında nasırlı ayaklara yapılacak banyolar önem kazanır. Bu banyolar nasırı yumuşatır, ağrısını dindirir. Bunlarda en çok kullanılan epsom tuzudur. Yaklaşık 1 litre suya 3-4 çorba kaşığı epsom tuzu dökülür. Bu suda nasırlı ayak 10-15 dakika tutulur. Sonra ayak çıkarılıp ponza taşı ile törpülenir. Banyo suyuna epsom tuzu dışında sirke, karbonat, limon suyu konulabilir.

Nasır üzerine sarımsak sürülmesi, aspirini toz haline getirerek sürmek, pişmiş soğan konulması önerilmiştir. Fakat bunların tıbbi değeri yoktur.

Bu önlemlerle düzelmeyen nasırlarda günümüzde radyofrekans ile buharlaştırma yöntemi uygulanmaktadır. Hastaya önce lokal anestezi yapılır ve nasır kökü ile birlikte toptan buharlaştırılır. İşlem sonrası hastaya ayak banyoları önerilir. Ayrıca nasır yapıcı etkilerden uzak durması sağlanır.

Kliniğimizde radyofrekansla nasır tedavisi yapılmaktadır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
Kıl Dömesi Tedavi Yöntemleri

Kıl Dömesi Tedavi Yöntemleri

Nüks eden bir hastalık olması nedeniyle tedavide çok çeşitli yöntemler önerilmiştir. Fakat her tedavide olduğu gibi bunda da hekimin tecrübesi hekimin hastalığa karşı hakimiyeti çok önemlidir. Çünkü her vakada hep aynı yöntem kullanılmaz. Hastalığın evresine göre, hastanın yaşına göre, yandaş bir hastalığı olup olmamasına göre uygulanacak tedavinin şekli değişir.

Kıl dönmesi bilindiği gibi sonuçta bir yabancı cisim reaksiyonu sonucu oluşur. Cilt altına giren kıl vücut tarafından bir yabancı cisim şeklinde algılanır. Vücudun buna reaksiyonu bu kılı yalancı bir kapsülle çevirip, reaksiyoner sıvı salgılaması şeklinde olur. İşte tedavide amaç bu yabancı cisim reaksiyonunun ortadan kalkması için bunu yapan etmeni vücuttan uzaklaştırmaktır.

Kıl Dömesi Tedavi Yöntemleri

Kıl Dönmesinde Erken Teşhis

Erken dönemde tedavi edilen kıl dönmelerinde tedavi basittir. Olay komplike hale gelmemiştir. Basit şekilde bu yabancı cisim ve kapsül alınırsa sorun çözülür. İşte bu basit yönteme mikrosinüsektomi yöntemi demekteyiz. Olay biraz daha ilerlerse biriken sıvı bir delikten vücut dışına akmaya başlar. Bazen akamaz ve cilt altında bir şişkinlik oluşur. Bu sağa sola dallanır. Bazen de  sıvı enfekte olur ve apseleşir. Olay artık iyice kronikleşmiştir. Bu durumda yapılacak tedavi artık cerrahın tecrübesine, hastalığın durumuna göre değişir.

Kıl dönmesi tedavisinde cerrahi dışında da çeşitli yöntemler denenmiştir. Hala bu yöntemleri uygulayan meslektaşlarımız vardır. Bunlar:

  1. Gümüş Nitrat Tedavisi: Hastanın sinüs ağzından kıllar alınır. Sinüs ağzı bir pensle genişletilir. Hazırlanan gümüş nitrat çözeltisi sinüs ağzından verilir. Amaç gümüş nitratla cilt altındaki kıl yumağını eritmektir. Tedavi şansı az, nüksü fazla bir yöntemdir.
  2. Kristalize Fenol Tedavisi: Prensip gümüş nitrattaki gibidir. Yine sinüs ağzı genişletilerek içindeki kıllar tek tek çıkarılır. Sonra sinüs çevresine fenolün normal cildi yakmaması için bir jel sürülür. Sonra sinüs ağzından kristalize fenol içeriye doğru gönderilir. Fenol sinüs yolunu, yalancı kapsülü ve kılı yakar. Yanlış uygulanırsa uzun zaman devam eden cilt yanıkları oluşabilir. Özellikle diyabet, damar hastalığı veya deri hastalığı olan bireylerde uygulanmamalıdır. Bu da nüksü fazla olan yöntemlerden biridir.
  3. Lazer İle Yakma: Bunda lineer bir lazer probu kullanılır. Yine sinüs ağzı genişletilerek kıllar alınır. Sonra sinüs boyunca lazer çubuğu kullanılarak sinüs ve çevresi lazerle yakılır. Yeni bir yöntemdir. Uygun vakalarda kullanılabilir. Fakat pahalı bir yöntemdir. Fenol ve gümüş nitrata göre daha azdır.
  4. Mikrosinüsektomi: Uygun vakalarda seçkin yöntemdir. Önce lazerle o bölgenin epilasyonu yapılır. Sonra lokal anestezi altında sinüsün olduğu yer yalancı kapsül ile birlikte yaklaşık 2 cm’lik bir açıklıkla çıkarılır. Tecrübeli protologların elinde ve erken vakalarda seçkin yöntemdir. Operasyon yaklaşık 10 dakika sürer ve hasta ertesi günü işinin başına dönebilir.
  5. Diğer Cerrahi Yöntemler: İlerlemiş vakalarda veya nüks vakalarında uygulanır. Bunlar marsupiyalizasyon, fleb ile tamir, primer onarım gibi çok çeşitli yöntemlerdir. Bunların seçimi cerraha bağlıdır.
Devamını Oku
Hemoroid (Basur) Belirtileri Nelerdir?

Hemoroid (Basur) Belirtileri Nelerdir?

Hemoroidler bilindiği gibi anüs ve çevresindeki kan damarlarıdır. Burada atardamarlar yoluyla gelen kanı tekrar kalbe ve sindirim sistemine taşır. Hemoroidlerin hastalanmasına hemoroidal hastalık denir. Tabiki bu hastalığın belirtileri de damarlarla ilgilidir.

Fakat gerek utanma duygusu ve gerekse hastanın belirtileri fazla önemsememesi nedeniyle bu hastalar, proctologlara geç gelmektedirler. Bunun sonucu hastalık ilerlemekte ve belirtiler çoğalmakta ve komplike hale gelmektedir. Erken dönemde basit bir müdahale ile halledilebilecek sorun komplike hale geldiğinde tedavisi zorlaşmaktadır.

Hemoroid (Basur) Belirtileri Nelerdir?

Hemoroid Neden Olur?

Hemoroidal hastalığı yaratan neden anüs bölgesindeki basıncın artmasıdır. Bu basınç buradaki damarlarda kanın göllenmesine , damarların yapısının bozulmasına ve sonuçta yırtılmasına neden olmaktadır. Yırtılan damarda oluşacak en büyük belirti şüphesiz kanamalardır. Kanamalar açık kırmızı renktedir ve parlaktır. Özellikte tuvalet sırasında fazla ıkınmak buradaki basıncı arttırır. Kanama dışkıyla karışıktır yada dışkılama sonrası damla damla gelir. Klozette bu kanamayı gören hastanın hekim o an aklına gelir ve muayene olmak ihtiyacını duyar.

Anal basıncı arttıran en büyük neden hastaların çektiği kronik kabızlıklardır. Kişinin bünyesel durumu, alınan su miktarının azlığı, sedanter yaşam, oturarak çalışma, fast-food denen posa bırakan diyet olmaksızın beslenme kabızlığın en büyük nedenleridir. Hemoroid hastalığından kurtulmanın ilk önlemi kabızlıktan kurtulmaktır.

Bazı yörelerde hemoroid daha fazla görülmektedir. Bunda o yörenin beslenme şekli etkili olmaktadır. Özellikle güney doğu bölgesinde acılı ve baharatlı yeme alışkanlığı vardır. Bu yöre insanında hemoroid ve buna bağlı kanama daha fazla görülmektedir. Acılı yiyecekler anüs sfinktenindeki damarların tonüsitesini azaltmaktadır.

Hemoroidler 4’e ayrılarak anlatılır. 1. ve 2. Derece hemoroidlerde hastada dışarı çıkan bir pake yoktur. Hasta oluşan kanama nedeniyle bunların farkına varır. Bunlara iç hemoroid de denir. Tedavileri diğerlerine göre daha basittir ve ofis tedavileri denilen lazer , bant ligasyon gibi yöntemlerle kolaylıkla tedavi edilebilirler.

3. ve 4. Derece hemoroidlerde ise dışarı hemoroid pakeleri çıkar 3. Derece hemoroidleri hasta dışkılama sonrası eliyle anüs içine itebilirken 4. Derece hemoroidler içeri itilmez hep dışarıdadırlar. Bunlarda kanama dışında ele gelen meme vardır. Bu memeler bazen ağrılı olabilir. Sürekli dışarıda olması nedeniyle oluşan mukus salgısı nedeniyle hastanın külodu kirlenebilir.

Bazen hiçbir şey yokken çok şiddetli bir ağrı ile hasta gelebilir. Anüs kenarında mor ağrılı, şiş bir hemoroid pakesi vardır. Buna tramboze hemoroid denir. Bu trombüs cerrahi olarak çıkartılırsa mevcut ağrı birden kaybolur ve hasta rahatlar.

Hemoroidlerin derecesine göre yapılacak tedavilerde farklıdır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
YAĞ BEZESİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

YAĞ BEZESİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Yağ bezeleri toplumda sık görülen tümörlerdir. Bunlar iyi huylu kitlelerdir. Büyümeleri yavaştır. Fakat erken dönemde tedavi edilmezlerse çok büyük boyutlara ulaşabilirler. Birde genelde başta, kulak arkasında ve nadiren de sırtta görülen ve içi sebum denen yağ dokusu ile kaplı kistik yağ bezeleri vardır. Bunlara epidermal kist denir. Bunlarda iyi huyludur ve bunlarında büyümeleri çok yavaştır. Bu kistlerin çevresinde kapsülleri vardır. Bunlar cilde yağ sağlayan bezlerin kanallarının tıkanması sonucu oluşur. Salgılanan yağ bezin içinde birikir. Çevresi kistik ve içinde yağ olan bir kitleye dönüşür. Bunlarda en büyük tehlike sık sık iltihaplanmasıdır. Bu iltihaplanma sonucu apseler oluşur. Bu durumda şiddetli ağrı vardır. Erkenden tedavi edilmelidir.

YAĞ BEZESİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Yağ Bezesi (Lipom) Ağrı Yapar mı?

Yağ bezeleri üzerine basmakla çok çabuk oynarlar. Ağrı yapmazlar. Renkleri üzerindeki cildin rengindedir. Lipomlarda yumuşak olan kıvam kist sebaselerde daha serttir. Kist sebase oluşumunda aşırı testesteron üretimi, güneşin ultraviole ışınları, sık sık olan traş ve ağda gibi yöntemler etkilidir. Lipom oluşumunda ise en büyük etken genetik yatkınlıktır. Lipomlar vücudun her yerinde görülebilir. Fakat en çok göbek üstü bölgede görülür. Sayıları ve büyüklükleri çok farklıdır. Ayrıca travmalara bağlı olarak da lipomlar gelişebilir. Bazı lipomlar kasın içinde, karın duvarında da gelişebilir. Bunlar çoğu zaman tesadüfen saptanır veya ani gelişen bir bağırsak tıkanıklığı ameliyatı sırasında fark edilir.

Yüzde, başta veya vücudun çeşitli yerlerindeki küçük yağ bezelerinde çeşitli bitkisel tedaviler önerilmiştir. Fakat kişilerin bunları kendi kafasına göre kullanması uygun değildir. Oluşacak bir enfeksiyon daha vahim bir tabloların oluşmasına neden olabilir.

Yağ bezelerinin kendi kendine boşalması ve tıkanan drenaj yolunun açılması için buhar veya sıcak duştan yararlanılabilir. Her gün alınacak buhar banyosu veya sıcak duş bunu sağlayabilir. Her gün 20-30 dakika süre ile 2-3 kez uygulanmalıdır.

Bunun dışında Aloe Vera adlı bitkiden elde edilen jelin antibakteriyel özelliği vardır. Bakteriler nedeniyle tıkanmış drenaj yolunu açabilir. Aynı amaçla Hint yağı ve sirkede kullanılabilir. Bunların bir pamukla bezenin üzerine sürülmesi hem yolu açar, hem de kitlenin drenajını kolaylaştırır. Tabi bu yöntemler kist sebase dediğimiz yağ kistleri için geçerli yöntemlerdir. Bunların lipom tedavisinde yeri yoktur.

Lipomlar estetik olarak sıkıntı vermiyorsa, enfeksiyon yoksa, yerleşim yerleri nedeni ile hareket kusuru oluşturmuyorsa tedavi edilmelerine gerek yoktur. Bazı vakalarda ailesel yatkınlık vardır. Bunlarda çok sayıda lipom vardır. Buna lipomatozis denir. Eğer kişi tarafından lipom istenmiyorsa tedavi cerrahidir. İşlem lokal anestezi altında ve ayakta yapılır. Eliptik bir kesi ile lipom çıkarılır. Hasta ertesi günü işinin başına döner.

Kist sebaselerde de diğer yöntemlerin sonuç vermediği vakalarda da tedavi cerrahidir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
BEN ALDIRMA ACIR MI?

BEN ALDIRMA ACIR MI?

Her insanda az çok görülen benler normal koşullarda zararsız oluşumlardır. Cildin rengini oluşturan melanin pigmentinin lokal olarak toplanmasıyla oluşur. Oluşumunda genetik faktörlerin ve güneş ışınlarındaki ultraviolenin etkisi fazladır. Benlerin alınması hiçbir şekilde acı vermez.

Benler ya estetik olarak iyi görünmemesi nedeniyle alınır ya da kanserleşme riski taşıması nedeniyle alınır. Bazı kişiler mevcut benleri ile barışıktır. Bunlara herhangi bir tedavi gerekmez. Fakat benlerin renginde bir değişiklik olursa, benin büyümesi hızlanırsa, normalde yuvarlak veya oval olan sınırlar girintili, çıkıntılı olursa bu ben huy değiştirmiştir. Mutlaka bir uzman doktorun görmesi gerekir. Benlerin kanserlerine malign melenom denir ve çok tehlikeli kanserlerdir. Çok kısa sürede uzak organ metastazı yaparlar. Vücuttaki komşuluk, lenfatik, kan yolu gibi tüm yayılma yollarını kullanırlar. Bu nedenle erkenden teşhis edilip, tedavisi yapılmalıdır.

BEN ALDIRMA ACIR MI?

Ben Alırken İz Kalır mı?

Bazı benlerde estetik açıdan kişiyi rahatsız eder. Kişi estetik olarak rahatsızlık veren bu benlerden kurtulmak ister. Fakat kurtulurken de benli halinden daha kötü bir görünümde olmak istemez. Yani ben alınacaksa iz bırakmadan alınması gerekir.

Bu tür benlerde önceden en sık başvurulan yöntem cerrahi yöntemdi. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Ben çevredeki normal cilt dokusu ile birlikte lokal olarak çıkarılır. Kanama kontrolü sonrası cilt matrix olarak dikilirse balık kılçığı, subcutan dikilirse 1 cm’lik düz bir çizgi şeklinde iz kalır. Bu iz yüzde ve görünen bir yerde kötü durur. Kanserleşme olasılığı olan benlerde başvurulan bir yöntemdir. Günümüzde iyi huylu benlerin tedavisinde terk edilmiş bir yöntemdir.

İyi huylu benlerde günümüzde 2 yöntem kullanılmaktadır. Ya lazer ile ben tedavisi yapılmakta ya da radyo frekans yöntemiyle ben buharlaştırılarak tedavi yapılmaktadır. Öncelikle şu bilinmelidir ki benlerin alınmasıyla benlerde kanserleşme olmaz. Halk arasındaki benlere bıçak vurulmaz şeklindeki kanı yanlıştır. Tam tersi benler ne kadar erken alınırsa kanserleşmeden oluşacak tehlikeler o derece erken önlenebilir.

En İyi Ben Alma Tedavi Yöntemi

Radyo frekans yönteminde radyo dalgaları ile cilde ısı verilir. Bu dalgalar ben üzerine yoğunlaşarak benin buharlaşıp yok olmasını sağlar. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Bu nedenle işlem sırasında hasta herhangi bir acı duymaz. Ben yaklaşık 1-2 dakika içinde buharlaştırılır. İşlem sonrasında ben alınan yerde ısıya bağlı bir kabuklanma olur. Kabuk yaklaşık 2 hafta içinde düşer. Bu süre zarfında hastanın bu kabuğu yolmaması gerekir. Kabuk düştükten sonra o bölgede bir kırmızılık oluşur. Kırmızılığın normal cilt rengini alması kişiye göre farklı olmak üzere 2-3 ayı bulabilir. Çok koyu ve derin benlerde bazen çok yakından bakınca fark edilecek küçük bir çukurluk kalabilir. Fakat bu durum istenmeyen bir benin görünümüne göre çok daha basittir. Bazı yüzeyel benlerde ise lazer tedavisi uygulanabilir. Fakat lazerde genelde 2-3 seans gerekir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
LAZERLE HEMOROİT (BASUR) TEDAVİSİ

LAZERLE HEMOROİT (BASUR) TEDAVİSİ

Hemoroitler 4 grupta incelenir. Her derece hemoroidin tedavisinde farklı yöntemler vardır. 1. ve 2. derece hemoroitler genelde anüs içinde olan dışarı çıkmayan hemoroitlerdir. Bunlarda genelde tek belirti kanamadır. Hasta tuvalet sırasında veya sonrasında dışkıda kanama görmesiyle bunların farkına varır.

LAZERLE HEMOROİT (BASUR) TEDAVİSİ

  1. ve 2. derece hemoroitlerde kanayan damarlar ya lazerle çöktürülür ya da band ligasyon dediğimiz aletle bir bant yardımıyla boğularak bağlanır. Lazer tedavisinde yüksek ısı veren bir lazer tabancası kullanılır. Bu cihaz ile basur memesinin üzerine lazer ışını uygulanır. Lazer ışını hemoroit de yaklaşık 4×4 mm’lik bir yanma oluşturur. Büzülen damarda hem kanama durur hem de oluşan skar dokusuyla pake alttaki bağırsak tabakasına iyice yapışır. Bu işlem dişli çizgi denilen kısımın üstünde yapılır. Bu bölge ağrılara duyarlı değildir. Bu nedenle işlem sırasında hasta ağrı hissetmez. Yalnızca belli belirsiz bir yanma söz konusu olur. 1. ve 2. derece hemoroitlerde uygulanabilen bu yöntemde hasta hemen işinin başına dönebilir. İşlem lokal anestezi altında yapılır. İşlem sonrası kanama birkaç gün içinde biter. Herhangi bir cerrahi işlem yapılmadığından ameliyat komplikasyonlarından olan gaz-dışkı tutamama, makatta darlık gibi yakınmalar oluşmaz. İşlem süresi 10 dakikayı geçmez.
  2. ve 2. derece hemoroitlerde uygulanan diğer bir yöntem lastik bantla bağlama yöntemidir. Bunda bant atıcı bir alet vakum cihazına bağlanır. Diz-dirsek pozisyonunda yatan hastaya anoskop yerleştirilir. Vakum çalıştırılarak hemoroidin aletin haznesine girmesi sağlanır. Sonra tetik ateşlenerek bandın hemoroidin üzerine gelmesi sağlanır. Böylece bantla boğulan hemoroit 1-2 hafta içinde düşer. Oluşan sikatris dokusu hemoroit zeminini bağırsak duvarına bağlar ve kanama durur.
  3. ve 3. derece hemoroitlerde uygulanan diğer bir yöntem THD denilen yöntemdir. Bilindiği gibi hemoroitler anüs çevresindeki toplardamarlardır. Birde bunlara kan getiren atardamarlar bulunur. Bu yöntemde doppler denilen bir aletle bu atardamarlar bulunur ve bağlanır. Hemoroitlere gelen kan miktarı azaltılır. Böylece 2-3 ay içinde hemoroitler geriler, kanama durur.
  4. derece hemoroitlerde ise çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan biri klasik yöntemle pakelerin cerrahi olarak alınmasıdır. Alınma işlemi makas, koter, ligasure vs yöntemlerle olabilir. Ağrılı bir yöntemdir. 2-3 haftalık bir istirahat dönemi gerektirir.

Longo yöntemi denilen şekilde stappler denilen bir alet kullanılır. Daha az ağrılı bir yöntemdir. Makat sarkmasında da kullanılabilir. Bu alet hemoroit damarlarını hem keser hemde aynı anda diker. Bunda en büyük komplikasyon bazı vakalarda anüs darlığı gelişmesidir.

Lazer yöntemi 4. derece hemoroitlerde de kullanılabilir. Bunda özel çubuk şeklinde bir lazer bıçağı kullanılır. Hemoroidin kenarında küçük bir kesi yapılır. Bu kesiden lazer probu sokulur. Hemoroit içinde lazer belirli sürelerle ışınlanır. Bu sırada ışınlar hemoroidi tutkal gibi birbirine yapıştırır. Ağrısı azdır. Fakat klasik yönteme göre nüksü fazladır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KIL DÖNMESİ BELİRTİLERİ

KIL DÖNMESİ BELİRTİLERİ

Kıl dönmesi bir kılın veya iplik gibi yabancı cismin cilt altında yuvalanmasıyla gelişen bir hastalıktır. Cilt altına yuvalanan kıl burada yabancı cisim reaksiyonu oluşturur. İlk zamanlarda belirgin bir şikayete neden olmaz. Fakat reaksiyon ilerlemeye başlayınca yalancı kapsül içinde vücut sıvı biriktirmeye başlar. Bu dönmede hasta otururken, yürürken zaman zaman kuyruk sokumunda ağrı duymaya başlar. Olay ilerleyip sıvı birikimi artarsa o bölgede şişlik olur ve muayene sırasında görülür. Bu dönemde bu sıvı enfekte olabilir ve apseleşebilir. Bu durumda tabloya apse belirtileri hakim olur. Ateş, titreme, kuyruk sokumunda şiddetli ağrı ve üzerindeki ciltte kızarıklık görülür.

KIL DÖNMESİ BELİRTİLERİ

Bu dönemde bu apse acil olarak boşaltılmazsa kendiliğinden patlayabilir ve boşalabilir. Bu durumda hastanın ağrıları azalır ama sürekli bir akıntı iç çamaşırları kirletmeye başlar. Bazen de apseleşme olmadan biriken sıvı bir sinüs deliğinden drene olur. Muayene sırasında hastada bu drenaj delikleri görülebilir. Bu hastaların iç çamaşırlarında sürekli bir leke ve ıslaklık göze çarpar. Bu durum kokuda yapabilir. Hastayı bazen toplumdan uzaklaştırabilir. Bu yakınmalarla olay gittikçe kronik bir hal alır. Gerek utanma duyusu nedeniyle, gerekse bu belirtilerin üzerinde durmayan hasta doktora gitmezse yıllar içinde olay iyice müzmin bir hale gelir.

Kıl Dönmesi Teşhisi

Tanı kolaydır. Genelde muayene diz dirsek pozisyonunda ve tercihen proktoloji masasında yapılır. Kuyruk sokumunda, iki gluteal kıvrım arasında kılların girdiği ve içteki sıvının drene olduğu delikler kolayca görülür. Bu deliklerde bazen kıllarda olur. Bir aletle bu kıllar çekilirse kolayca çıktığı görülür.

Muayene sırasında kıl dönmesinin üzerine bastırıldığında sinüs ağızlarından pis kokulu, sarı bir akıntının geldiği görülür. Eğer içteki sıvı enfekte olmuş ve kendiliğinden boşalmışsa sıvının iltihap şeklinde olduğu görülür.

Uzun zamandır süren ve tedavi edilmeyen vakalarda birkaç yerde sinüs ağızları görülür. Sinüs yollarının da cilt altında çeşitli yönlere doğru yayılmış olduğu fark edilir.

Tanı için herhangi yardımcı bir tanı aracı kullanmaya gerek yoktur. Çoğu kez tanı gözle konur. Çok kuşkulu vakalarda yumuşak doku US tetkiki yapılabilir.

Tedavi Yöntemi ve Zamanı

Tedavi için erken tanı ve tedavi esastır. Erken ve uygun vakalarda mikrosinüsektomi seçkin bir yöntemdir. Kliniğimizde operasyon öncesi, önce lazerle o bölgedeki kıllara lazerle epilasyon yapılmaktadır. Sonra lokal anestezi altında yaklaşık 2-3 cm’lik bir kesi ile tüm sinüs çevresi yalancı kapsül ile birlikte çıkarılır. Daha sonrada kalan dokular geride ölü boşluk kalmayacak şekilde kapatılır. Yaklaşık 10 dakikalık bir işlemdir. İşlem sonrası hasta hemen işinin başına dönebilir. Tüm patoloji ortadan kaldırıldığı için nüks azdır.

İlerlemiş vakalarda veya nüks vakalarında tedavide seçilecek yöntem cerrahın tecrübesine bağlıdır. Fakat unutulmamalıdır başarı genelde ilk ameliyattadır. Nüks ederse başarı oranı azalır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
TIRNAK BATMASI

TIRNAK BATMASI

Sık karşılaşılan bir durumdur. Genelde ayak parmaklarında görülen bir durumdur. Oluşumunda asıl neden tırnak ile tırnak yatağı arasındaki uyumsuzluktur. Tırnak çıkarken yatak dışında yumuşak doku içine girer ve girdiği dokuyu tahriş eder. Özellikle ayak baş parmağında görülen bir durumdur. Tırnağın yandaki dokuya batması sonucu bir süre sonra o bölgede iltihaplanma oluşur. Bu parmakta kızarıklık ve şişlik, ağrı ve akıntıya yol açar. Hasta ayakkabı giymekte ve yürümede zorlanır. Çorapları mevcut akıntıyla kirlenir. Bazen de bölge apseleşebilir. Tırnak batması genelde tek ayakta görülür. Ama bazen her iki ayak baş parmağında da görülebilir.

Tırnak batması oluşumunda doğuştan tırnak yatağının düzgün olmaması, hastanın ayaklarını sıkan bir ayakkabı tercih etmesi, topuklu ve sivri burunlu ayakkabılar, kişide diyabet hastalığı olması kemoterapi görmesi etkilidir.

TIRNAK BATMASI

Tırnak Batması Kimlerde Görülür?

Tırnak batması genç ve yetişkin hastalığıdır. Erkeklerde biraz daha fazla görülmektedir. Herhangi bir tırnakta olabilir fakat en sık ayak baş parmağında görülmektedir.

Oluşumunda en büyük neden dar, sivri burunlu ve topuklu ayakkabılardır. Bu ayakkabılar parmakları sıkıştırır, tırnak yatağı bozulur. Tırnağın normal büyümesi engellenir. Oluşumunda diğer neden tırnakların yanlış kesilmesidir. Tırnakların konkav kesilmesi tırnak kenarlarının yumuşak doku içine girmesine neden olmaktadır. Bunu önlemek için tırnaklar düz kesilmelidir. Bir diğer neden kişilerde mevcut mantar enfeksiyonlarıdır. Mantar enfeksiyonları kronik bir hastalıktır. Tedavisi de zordur. Mantar tırnakları kabalaştırır. Konkavlığını artırır. Tırnağın normal seyrinde büyümesini engeller. Tırnak yatağını bozar. Bunların dışında ayağa gelen travmalar tırnakların zedelenmesinde, tırnak altında hematom toplanmasına neden olabilir. Bu yaralanma ve hematom sonrası ayak tırnaklarının altında enfeksiyon gelişebilir. Bu da tırnağın gelişim ve büyümesini bozar. Bazı ailelerde doğuştan tırnak yatakları bozuk olabilir. Bu bireylerde tırnak batması daha sık görülmektedir. Bunlarda tırnaklar normalden daha yuvarlaktır. Konkavlığı daha fazladır.

Tırnak yatağı bozulduktan sonra tırnak çıkarken yumuşak dokunun içine girmeye başlar. Bu kısımda bir kızarıklık kendini gösterir ve bunun arkasından orada bir şişlik ve ağrı başlar. Bu şişlik gün geçtikçe artar. Sarı renkte bir iltihaplanma olur. Bu derinin tırnağa karşı bir reaksiyonudur. Daha sonraki safhada enfeksiyon oluşur. O bölgeden irin akmaya başlar. Hastanın çoraplarını kirletir, yürümesini, ayakkabı giymesini zorlaştırır.

Tedavi Şekli?

Tedavide erken safhada ayaklara ılık su banyosu yaptırılır. 10 dakika süre ile ayaklar tercihen tuzlu ılık suya konur. Daha sonra ayak kurulanır ve gün boyu kuru kalmasına dikkat edilir. Hasta dar ve topuklu ayakkabılardan uzak durmalıdır. Tırnak batması düzelene kadar ayakları sıkmayan bir ayakkabı tercih edilmelidir. Sonra hasta tırnak ile deri arasına ince bir pamuk yerleştirerek tırnağın biraz kalkık çıkmasını sağlamalıdır. Bu işlemi ılık su banyosu sonrası yapmak gerekir.

Bunlarla düzelmeyen vakalarda lokal anestezi altında batan kısım cerrahi olarak çıkarılır ve tırnak yatağı revizyonu yapılır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KONDİLOM NASIL ANLAŞILIR?

KONDİLOM NASIL ANLAŞILIR?

Kondilomlar HPV virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Genital bölgede veya anal bölgede ciltten kabarık siğillerle karakterize bir hastalıktır. Bu siğiller bazen büyük boyutlara ulaşıp karnabahar şeklini alabilir.

Kondilomlar bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşmada %90-95 neden cildin cilde temasıdır. Yani cinsel temastır. Bunun dışında ortak kullanılan havuzlardan, klozetlerden, havlu, bornoz gibi araçlarla da bulaşma olabilmektedir. En çok homoseksüellerde görülmektedir. Bunun dışında partnerinde kondilom olan bireylerde bulaşma olasılığı yüksektir.

KONDİLOM NASIL ANLAŞILIR?

Siğillerin boyutları çok farklıdır. 1-2 mm’den birkaç cm çapa ulaşabilir. Ellerde görülen siğillerde HPV virüsünün başka bir çeşidi tarafından oluşturulan siğillerdir. Bunlarda bulaşıcıdır. Siğiller genelde cilt rengindedir. Fakat bazı vakalarda koyu renkli olabilirler. Siğilleri oluşturan HPV virüsünün yaklaşık 100 kadar çeşidi vardır. Her birinin yaptığı siğil biraz farklı olabilir. En büyük tehlike bu DNA virüslerinin hücre içine girip hücrenin DNA yapısını değiştirmesidir. Bunun sonucu kanserlerle karşılaşılmaktadır. Erkeklerde penis ve anüs kanserleri, kadınlarda rahim ağzı kanseri çok görülmektedir. Anal ilişki sırasında virüs anüs içine de bulaşabilir. Kondilomlar bu kişilerde anüs içinde de görülebilir.

Kondilom Teşhisi

Kondilomlarda tanı kolaydır. Gözle muayene edilerek çok kolay teşhis edilebilir. Kondilomlar cinsel olarak aktif olan kişilerde daha çok görülmektedir. Bunun dışında hastalık görülürse başka bir bulaşma akla gelmelidir. Ayrıca çok eşlilik hastalığın riski ve yaygınlığını artırır.

Tedavi zaman gerektirir. Bu siğiller tek tek ya koterle yada radyo frekansla yakılır. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Fakat bunda en önemli konu yakılan kondilomların yerine yenileri çıkabilir. Bu nedenle hasta 6-12 ay arası takip edilir. Her ay hasta kontrole gelir ve yeni çıkan kondilomlar yeniden tek tek yakılır. Günümüzde en çok uygulanan ve kliniğimizde uyguladığımız yöntem budur.

Bunun dışında daha önceden uygulanan krioterapi yöntemi vardır. Bunda siğiller sıvı nitrojen ile dondurulur. Acı veren bir yöntemdir. Nüksü fazladır. Ayrıca lazerle de kondilomlar yakılabilir. Pahalı bir yöntemdir ve radyo frekansa üstünlüğü yoktur.

Tedavi Süreci Nasıldır?

Bu kişi tedavi edilirken mutlaka partneri de tedavi edilmelidir. Çünkü eşler arasında bulaşma en sık karşılaşılan durumdur. Eşlerden birinde siğil saptanırsa tedavi bitinceye kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Eğer diğer eş de siğil saptanırsa aynı anda onunda tedavisi yapılır.

Bazı kişiler çareyi bitkisel ürünlerde ararlar. Bunların hiç bir bilimsel değeri olmadığı gibi faydası da yoktur.

HPV virüsüne etkili bir ilaç yoktur. Virüs uzun yıllar hastalık yapmadan insan vücudunda kalabilir. Kişi bu virüsten bağışıklık sistemi ile kurtulacaktır. Bu nedenle hastanın morali, sağlık durumu hekim-hasta ilişkisi çok önemlidir. Kondilomlu hastalar kliniğimizde 1 yıl süre ile takip edilmektedir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
     Formu Doldurun, Sizi Arayalım

   Müşterek Muayenehane

close-link
Hemen Ara
Yol Tarifi