İzmir Genel Cerrahi ve Kalp Damar Cerrahi Merkezi


  Tel : 0232 504 00 00

All Posts in Category: Genel

MAKAT KANAMASI NEDEN OLUR?

MAKAT KANAMASI NEDEN OLUR?

Normal koşullarda makattan kan gelmez. Makatta dışkılama sırasında veya sonrasında kan geliyorsa veya dışkıda karışık kan varsa mutlaka bir hastalık belirtisidir. Bunun utanılacak veya ihmal edilecek bir tarafı yoktur. Bir an önce bir hekime muayene olmalı ve kanamanın kaynağı aydınlatılmalıdır.

MAKAT KANAMASI NEDEN OLUR?

Makattan gelen kanın rengi ve geliş şekli hastalık hakkında az çok bilgi verebilir. Kanamanın kaynağı anüse ne kadar uzaksa gelen kanın rengi o kadar koyu olur. Çünkü sindirim sisteminin üst kısımlarından gelen kan aşağıya kısmen sindirilmiş olarak gelir. Katran renginde simsiyah kana melena denir. Bu mide ve üst bağırsak sistemindeki kanamalarda görülen bir durumdur. Sindirim sistemi enzimleri tarafından kısmen sindirildiğinden katran gibi gelir ve dışkıyla bulaşıktır. Bu tür kanaması olan hastalarda kansızlık belirtileri de birlikte görülür. Hastalar soluktur, çabuk yorulurlar. Çarpıntıları vardır. Çok şiddetli ve ani gelişen mide kanamalarında bazen anüsden sindirilmemiş koyu kırmızı kanda gelebilir. Bu hastalarda tabloya kanlı kusmalarda eşlik edebilir.

Makat Kanamasında Dikkat Edilmesi Gereken Nokta Nedir?

Asıl önemli kanamalar kalın bağırsak tümörlerinden gelen kanamalardır. Bu kanamalar hızla büyüyen tümörün nekroze olmasıyla ortaya çıkar. Hastalar 40 yaş üzerindeyse, ani kilo kaybı yaşamışlarsa, karın ağrısı, karın şişkinliği gibi belirtiler tabloya eklenmişse, ailesinde kanser öyküsü varsa bu hastalarda uyanık olunmalıdır. Mutlaka kolonoskopik tetkik yapılmalıdır. Bunlardaki kanamalar koyu kırmızı renktedir ve genelde dışkı ile karışık gelir. Az miktarda olan kanamalarda dışkıda gizli kan müsbettir. Tümör anüse yaklaştıkça kanın rengi açılmaya başlar.

Bunun dışında çeşitli iyi huylu anal hastalıklarda kanamalar görülür. Bunlardan en başta geleni hemoroid kanamalarıdır. 1. ve 2.derece hemoroidlerde ilk ve tek belirti kanamadır. Bu damla damla gelen parlak kırmızı renkte bir kanamadır. 3. ve 4.derece hemoroidlerde kanama ile birlikte ele meme gelir,  hastalarda ağrı ve kaşıntı yakınmaları da eklenir. Hastalar makatlarındaki ıslaklıktan yakınırlar.

Anal fissürlerde de çok nadirde olsa kanamalar görülebilir. Bunlarda asıl belirti ağrı ve yanmadır. Fakat bazen taharetlenme sırasında, bazen de dışkıya bulaşık çizgi şeklinde ince kanamalar görülebilir.

Ciddi kabızlık sonucu makattan gelen kanamalarda hemoroid ve fissür dışında bir damar anomolisi, bağırsak fıtıklaşması, divertikül veya polip akla gelmelidir. Muayenede bunlara yönelik tetkikler yapılmalıdır.

Rektal kanaması olan hastalar mutlaka erkenden bir proktoloğa muayene olmalıdır. Eğer kanama odağı görülürse ve kanama selim bir hastalıktan ileri geliyorsa çeşitli ofis tedavileri ile bu kanama ameliyatsız ortadan kaldırılabilir. 1. ve 2.derece hemoroidlerde kanayan hemoroid üzerine lazer uygulanabilir. Lazer hemoroid pakesini çöktürür, büzer ve arka duvara yapıştırır. Böylece kanama durur. Bunun dışında durmayan kanamalarda lastik bantla boğma işlemi uygulanır. Özel bir alet içine vakum yardımı ile alınan hemoroid pakesi lastik bantla boğulur ve kanama durdurulur. Daha büyük hemoroidlerde ise THD denilen arter bağlama işlemi uygulanır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
MAKAT ÇATLAĞI KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ ?

MAKAT ÇATLAĞI KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ ?

Makat çatlakları akut ve kronik olarak 2 şekilde mütalaa edilmektedir. Akut çatlaklar her yaşta görülebilir. Bebeklerde bile karşımıza çıkabilmektedir. Akut çatlaklarda kendiliğinden düzelme sıktır. Fakat bunun için çatlağa neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması gerekir.

Çatlak oluşumunda ana faktör kabızlıktır. Katılaşmış dışkı çıkarılırken çok kalın ve sertse anüsün iç kısmında yırtılmalara neden olmaktadır. Fakat bu sert ve kalın dışkı her zaman olmazsa bu oluşan yırtık kendiliğinden düzelmektedir. Başlangıçta oluşan ani ağrı ve yanma zamanla kaybolmaktadır. Fakat olay devam ederse, kabızlık problemi çözülmezse yırtık iyileşmez. Süre geçtikçe ve dışkının sert ve kalın hali devam ederse oluşan yırtık daha derinleşir, üzerine enfeksiyon eklenir. 2-3 haftayı geçen yırtıklar artık kronikleşmiştir. Kronik anal fissürlerde kendiliğinden geçme söz konusu değildir. Bunların mutlaka tedavileri gerekir. Gerek utanma duygusu ve gerekse ihmalkarlık nedeniyle tedavi olunmazsa yıllar içinde olay içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

MAKAT ÇATLAĞI KENDİLİĞİNDEN GEÇER Mİ ?

Kronik Makat Çatlağı Nasıl Tedavi Edilmeli?

Kronik vakalarda tedavide öncelikle kabızlık ortadan kaldırılmalıdır. Bazı kişilerde ailesel bir sorun olan bu durum bir takım önlemlerle ortadan kaldırılabilir. Düzensiz beslenen, fast-food tipi yiyecekleri alışkanlık haline getiren, hatalı tuvalet alışkanlıkları olan, az su içen bireylerde kabızlık kaçınılmazdır. Ayrıca kabızlık ve anal spazm sadece fissüre değil, hemoroide, anal hematoma da neden olabilir. Kabızlığın ortadan kaldırılması için posa bırakan diyete yönelmelidir. Sebze yemekleri bu konuda çok iyidir. Günlük en az 3 litre su içmelidir. Su tüm vücut fonksiyonları için elzem bir maddedir. Sindirim sisteminin normal çalışması içinde gereklidir.

Hastaların kendilerine bir tuvalet alışkanlığı edinmesi gerekir. Tuvalette çok uzun süre geçirilmemelidir. Kişinin gazete ile veya cep telefonu ile tuvalete girmesi sakıncalıdır. Tuvalette fazla ıkınmamalıdır. Fazla ıkınma anal basıncı artırır, fissür ve hemoroidin azmasına neden olur.

Hastaların baharatlı gıdalardan ve mayalı içkilerden uzak durması istenir. Özellikle acı fissür hastalarında anal spazmı arttırmakta, dışkılama sonrası ağrı, yanmanın uzun sürmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu hastaların diyetlerinden baharat ve alkolü kaldırmaları gerekir.

Akut fissürlerde hastaların sabah akşam yapacağı ılık suda oturma banyoları hastayı çok rahatlatır. Ilık su sfinkterlerdeki spazmı ortadan kaldırmaktadır. Bu banyolar sabah-akşam yapılır ve 10 dakikayı geçmemelidir. Oturma banyosu sonrası anal bölge kurulanır ve ağrı kesici merhemler sürülür.

Bu yöntemlerle makat çatlağı herhangi bir girişim gerekmeden düzelebilir. Fakat kronik vakalarda anal spazm ortadan kaldırılmadan fissürde düzelme beklenmemelidir. Anal spazmı ortadan kaldırmak için 2 yöntem vardır. Ya LİS ameliyatı denilen anüs iç sfinkter kasının kesme işlemi uygulanır. Fakat nadirde olsa bunda gaz kaçırma, büyük abdest kaçırma gibi komplikasyon çıkabilir. Yada Botox enjeksiyon yapılır. 100 Ü. Botox internal sfinkter kasının içine uygulanır.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
MAKAT AĞRISI NASIL GEÇER ?

MAKAT AĞRISI NASIL GEÇER ?

Makat ağrısının geçmesi için öncelikle ağrıyı yapan etmenin ortadan kaldırılması gerekir. Buda makat ağrısı olan hastanın bir proktoloğa muayene olmasından geçer. Tanı konduktan sonra bunun tedavisi yoluna gidilir. Utanma duygusu veya vurdum duymazlık nedeniyle ihmal edilecek bir konu değildir. ağrı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir.

MAKAT AĞRISI NASIL GEÇER ?

Makat ağrısı yapan bir çok hastalık vardır. Bunlarda ağrının şekli, süresi, şiddeti, hastalıklar arasında farklıdır. Makat ağrısı yapan hastalıkların başında en sık görülen makat çatlaklarıdır. Bunlar anüs arka duvarında gelişir. Kronik vakalarda dışkılama sırasında ve sonrasında şiddetli ağrı yapar. Ağrı dışkılamadan sonra bir kaç saat sürebilir. Ağrı dışında yanma ve hafif kanamalarda görülebilir. Tedavide anal spazmı ortadan kaldırılması amaçlanır. Bunun için ya LİS ameliyatı denilen içteki kasların bir kısmı kesilir veya bu kası gevşetmek için Botox tedavisi uygulanır. Fissür düzeldiğinde ağrıda kendiliğinden ortadan kalkar.

  1. makat ağrısı yapan neden anal hematomlardır. Bunlar şiddetli bir ıkınma sonucu o bölgedeki damarların yırtılması sonucu oluşur. Oluşan kanama cilt altında birikir ve şiddetli ağrı yapar . Bu tür vakalarda tedavi erkenden bu hematomun boşaltılması şeklindedir. bu işlemden sonra hasta hemen rahatlar.
  2. makat ağrısı anal apseler yol açar. Çeşitli nedenlerle anüs bölgesine yerleşen mikroorganizmalar oluşturdukları enfeksiyonlar sonucu olarak bu bölgede apselere neden olurlar. çok şiddetli ağrı yapar. Hasta yürüyemez, oturamaz. Her hareket ağrılıdır. Apsenin üzerine basmakla üzerindeki deri yumuşaktır ve ağrılıdır. Bunlarda erken drenaj esastır. Genelde anüsün kayganlığını sağlayan bezlerin enfeksiyonu sonucu gelişir. Bu apseler kendiliğinden drene olursa en kolay yerden açılır. Bunun sonucu da tedavisi zor olan fistüllerin oluşumuna neden olur.

Makat Ağrısının Nedeni?

Makat ağrısına yapan diğer bir neden tromboze hemoroidlerdir. Aniden hemoroid içinde pıhtı birikir. Oluşumunda en büyük neden kabızlığa bağlı aşırı ıkınmadır. Kanın geri dönüşü bozularak kan hemoroid içinde göllenir ve pıhtı oluşur. Çok ağrılı bir durumdur. Erkenden trombektomi yapılırsa hasta rahatlanır. Tedavi edilmeyen vakalarda 3-4 gün sonra ağrı azalır, fakat şişlik kalır.

Makat ağrısının diğer bir nedeni anismüs denen tablodur. Dışkılama sırasında anüs çevresindeki kaslar normalde bir uyum halinde çalışır. Anismusda bu koordinasyon bozulur. hasta tam dışkılayamaz. Dışkılamak için tuvalette uzun zaman geçirir ve ıkınır, buna bağlı ağrıları olur ve dışkılaması ağrılıdır ve zordur. Bu spazmı ortadan kaldırmak için Botox tedavisi uygulanır.

Bunların dışında kıl dönmesi apselerinde, bazı kondilom vakalarında , bu bölgedeki kanserlerde de makat ağrısı görülebilir.

Tanı için öncelikle proktolojik muayene gerekir. Karar verilemeyen vakalarda endoanal ultrasonografi, MR tetkiki yapılabilir.

Akut gelişen ağrılarda hekime gidinceye kadar ağrı kesici ilaçlar alınabilir ve oturma banyoları yapılabilir. Fakat en kısa zamanda hekime gidilmelidir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KUYRUK SOKUMUNDA ŞİŞLİK

KUYRUK SOKUMUNDA ŞİŞLİK

Kuyruk sokumu denilen bölge omurganın son bölgesidir. Bir ucu sivri kuyruk sokumu kemiği ile sonlanır. Bu bölge travmalara, darbelere ve zedelenmelere çok müsait bir bölgedir. Özellikle kadınlarda pelvik yapı daha geniş olduğundan darbelere daha müsaittir. Çeşitli travmalar sonucu bu bölgede ağrı ve sızı sık görülen bir durumdur. Bazen de darbelere bağlı şişlikler, ekimoz denen cilt altı kanamaları görülebilir.

Kuyruk sokumunda şişlik oluşturan hastalıkların başında kıl dönmeleri gelir. Bu bölgedeki iki gluteal kıvrım arasında bir oluk vardır. Bu oluk bayanlarda daha belirgindir. Baştan, enseden düşen bir kıl veya iç çamaşırlarından gelen bir iplik bu oluk içine düşebilir. Terle bu bölgeye yapışan kıl zamanla cilt altına girer ve orada kendine bir tünel açar. Vücut bu yabancı cisme karşı hemen reaksiyon gösterir. Bunun sonucu olarak bu kılı bir yalancı kapsüle çevirir ve içinde sıvı biriktirmeye başlar. İşte bu dönemde hasta kuyruk sokumunda bir şişlik fark eder. Bu şişlikler genelde erkeklerde görülür. 18-40 yaşları en çok göründüğü yaşlardır. Bu şişlikler bazen enfekte olup apseleşirse çok ağrılı, üzeri kızarık şişlikler halini alır ve bir an önce tedavi edilmelidir.

KUYRUK SOKUMUNDA ŞİŞLİK

Hangi Durumlarda Şişlik Oluşur?

Düşme, çarpma gibi bir takım travmalarla bu bölgede şişlikler olabilir. Kuyruk sokumu kemiği çok küçük darbelerle hasara uğrayabilir, çatlayabilir, kırılabilir. Sert bir zemine aniden oturmakla bile bu durumla karşılaşılabilir. Hastaların kuyruk sokumunda ağrı vardır. Oturmak, yürümek ağrılıdır. Cilt altında hematom mevcut olabilir. Üzerindeki cilt alttaki kanamaya bağlı mordur. Hastaların erkenden radyolojik olarak araştırılması gerekir. Herhangi bir patoloji ile karşılaşılırsa bunun tedavisi yoluna gidilir.

Bunun dışında sürekli oturarak çalışanlarda, yatalaklarda, sürekli bisiklet, motosiklet binenlerde, şoförlerde, uzun süreli oturmaya bağlı şişlikler, sıvı toplanmaları olabilir. Bunlarda da ağrı söz konusudur. Fakat diğer nedenlere göre ağrı daha azdır. Bu tür kişilerin belli saatlerde hareket etmeleri gerekir. Ayrıca bu tür kişilerde kıl dönmesi hastalığı da daha fazla görülmektedir.

Kuyruk sokumunda şişliği olan kişiler öncelikle bir hekime muayene olmalı ve şişliğin kaynağı bulunmalıdır. Bundan sonrada bunun tedavisi yoluna gidilir. Çünkü tedavi edilemezse kişinin hayatını olumsuz etkiler. Kıl dönmesine bağlı şişliklerde mevcut kıl dönmesinin tedavisi yapılır. Kıl dönmesinde tedavi hastalığın derecesine göre değişir. Erken vakalarda mikrosinüsektomi seçkin tedavidir. Lokal anestezi altında yapılır. Hasta hazırlandıktan sonra sinüsün olduğu yer çevresindeki yalancı kapsül ile birlikte çıkarılır. Kanama kontrolü sonrası dokular altta ölü doku kalmayacak şekilde kapatılır. Yaklaşık 10 dakikalık bir operasyondur. İş ve güç kaybına neden olmaz. Hasta ertesi günü işinin başına dönebilir. Daha komplike vakalarda yapılacak operasyon hastalığın yaygınlığına ve cerrahın tecrübesine göre değişir. Açık bırakma, fleble onarım, primer kapatma gibi değişik operasyon çeşitleri vardır.

Fiziksel darbelere bağlı gelişen şişliklerde genelde ortopedi uzmanlarına gidilmelidir. Çekilen grafilerde kırık olup olmamasına göre çeşitli tedaviler verilir. Oturmaya bağlı şişliklerde günün belirli saatlerinde yapılacak yürüyüşler yararlı olacaktır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KONDİLOM BAŞLANGICI

KONDİLOM BAŞLANGICI

Makat ve genital bölgede siğillerle karakterize kondilomlar HPV denilen bir virüsün yaptığı hastalıktır. Bu virüs bir DNA virüsüdür. İnsandan insana bulaşır. Bulaşmada cildin cilde teması gerekir. Buda genelde cinsel temas ile olmaktadır. Fakat cinsel temas dışında ortak kullanılan yerlerde (banyo,klozet gibi), ortak kullanılan eşyalarla (havlu,bornoz), bazen havuzlardan bulaşabilmektedir.

Virüs vücuda girdikten sonra hemen hastalık yapmaz. Uzun süre kişinin bağışıklık sistemindeki duruma göre hastalıksız halde kalabilir. Hastalık yapar hale geldiğinde hücre içine girerek hücrenin DNA yapısını değiştirir. Ve genital bölgede veya anal bölgede görülen kondilomların oluşmasına neden olur. Kondilomların çıktığı dönem virüsün  bulaşmaya en uygun olduğu dönemdir. En çok partnere bulaştırma bu dönemde yapılan cinsel ilişki sonrasında olmaktadır.

KONDİLOM BAŞLANGICI

Kondilom Çeşitleri ve Büyüklükleri

Kondilomların yeri ve sayıları, büyüklükleri çok değişiktir. HPV virüsünün bilinen 100’ün üzerinde çeşidi vardır ve her birinin yaptığı siğil değişik olabilir. Zamanla büyüyen kondilomlar öbekler yaparlar ve karnabahar şeklinde adacıklar oluşturabilir. Bu dönemde tedavi biraz daha zorlaşmaktadır.

Hücrelerin DNA yapısını değiştiren HPV virüslerin bazen içine girdiği hücrenin genetik yapısını toptan değiştirir. Bunun sonucu hastalarda rahim ağzı kanseri, penis kanseri, anüs kanseri görülebilir. Bunlardan kaçınmanın tek yolu erken dönemde tedavi olmaktır.

Kondilom başlangıç döneminde hiçbir belirti vermeyebilir veya tek belirtisi o bölgede oluşan kaşıntılardır. Hastaların çoğu bu dönemin farkına bile varmazlar. Daha sonra çok küçük iğne başı gibi çeşitli renklerde kondilomlar belirmeye başlar.  Bu siğiller büyümeye başladıkça kaşıntı artar. Kaşıntıya bağlı kanamalar görülebilir. Hastalarda anal bölgede ise mukuslu bir akıntı ve ıslaklık hisside bulunabilir. 100’den fazla çeşidi olan virüslerde en tehlikelileri Tip 16 ve 18 tipleridir. Bunların kansere yol açmaları diğer tiplere göre daha fazladır. Özellikle homoseksüellerde görülen kondilomlarda dikkat edilmesi gereken anüs içinde de kondilom olup olmadığının araştırılmasıdır. Çünkü anüsün iç kısmında bağırsak bölümüne de kondilom yerleşebilir. Bunlar tedavi edilmezse zamanla anüs lümenini kapatabilir. Darlık , tıkanma ve anüs kanserlerine yol açabilirler.

Bayanların her yıl smear testi yaptırarak rahim ağzında herhangi bir atipik hücre olup olmadığına baktırmaları gerekir. Çünkü bayanlarda da kondilomlar vagen içinde yuvalanabilirler. Kondilomları olan hamile bayanlar da doğum sezaryanla yapılmalıdır. Çünkü normal doğum yaptırılırsa virüs bebeğin ağzına bulaşabilmektedir. Buda bebek doğduğunda ağız içinde kondilomların olmasına yol açar.

Tedavide radyofrekansla bunlar tek tek yakılır. Yakma işlemi elektro koterle de yapılabilir.  İşlem lokal anestezi altında yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken hastalık tek yakma ile düzelmez. Bu hastalarda tedavi en az 6 aya yayılmalıdır. Hasta her ay gelmeli ve çıkan kondilom ortadan kaldırılmalıdır.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KIL DÖNMESİ NERELERDE OLUR?

KIL DÖNMESİ NERELERDE OLUR?

Kıl normalde kişinin kendi yapısı olmasına rağmen çeşitli şekillerde kendi cilt altına girmesiyle vücut tarafından yabancı cisim olarak algılanır ve bu yabancı cisime vücut hemen reaksiyon gösterir.

Cilt altına kılın girmesi vücudun her yerinde olabilir. Fakat buna batık denen erkeklerde sakal bölgesindeki kılın cilt içine büyümesiyle karıştırmamalıdır. Burda kıl canlıdır ve büyümesi ters oluşmuştur. Kıl dönmesinde ise vücutta kopan bir kılın cilde yuvalanması söz konusudur. Bu yuvalanma her  yerde olabilir. Ama genelde vücudun kıvrımlı yerlerinde olur. En çok da kuyruk sokumunda, kasıklarda, göbekte görülür. Buralara düşen kıl terle veya başka şekilde cilde yapışır. Sonra oluşan testere hareketi ile cilt içine girer. Cilt altına giren kıla karşı vücut hemen reaksiyon gösterir ve onu yalancı bir kapsül ile çevreler ve içinde seroma denen bir sıvı biriktirmeye başlar. Bu sıvı arttıkça kuyruk sokumunda bir şişlik oluşur. Bu dönemde hasta hastalığının farkına varır. Gerilmeye bağlı ağrı olabilir.

KIL DÖNMESİ NERELERDE OLUR?

Bu sıvı zamanla delikten drene olabilir. Bu dönemde hastada zaman zaman olan akıntılar söz konusudur. Bu akıntılar süreklidir ve hastanın iç çamaşırını kirletir. Bazen bu drenaj deliği tıkanır, başka bir yerde yeniden delinir. Böylece hastanın kuyruk sokumunda birkaç tane delik oluşur. Bazen de bu sıvı enfekte olur. Bunun arkasından apseleşme oluşur. Hastanın ağrısı artar oturması, yürümesi ağrılıdır. Kuyruk sokumunda üzerine basmakla şiddetli ağrı yapan bir şişlik söz konusudur.

Kıl dönmesi Kimlerde Daha Fazla Görülmektedir?

Kıl dönmesi genelde erkeklerde görülür. 18-40 yaşlarında pik yapar. 40 yaşın üzerinde görülme sıklığı gittikçe azalır. Cilt altına yuvalanan kıl baş, ense veya vücudun değişik yerlerinden gelebilir. En çok da kuyruk sokumunda, kasıklarda bazen de göbekte yerleşir. Cilt altına kıl girdikten sonra yürüme çeşitli hareketler sırasında testere hareketiyle matkap ucu gibi gittikçe derine batar. Bundan sonra hastalık başlamıştır. Kıl dönmesini oluşturan patoloji vücuttan uzaklaştırılmadan çözüme ulaşılamaz.

Kıl dönmesinin En Belirgin Belirtisi?

Kıl dönmesi hastalarında ilk olarak o bölgede bir şişlik oluşur. Daha sonra şişliği oluşturan sıvı drene olacak bir delik açar. Bu dönemde bir veya daha fazla drenaj deliği gözle görülür. Bu akıntının zaman zaman enfekte olmasıyla kötü koku başlar. Hasta iç çamaşırlarında bu kötü kokuyu fark eder. Drenaj delikleri bazen enfenksiyon ve ödem etkisi ile tıkanırsa salgı içeride birikir ve apseleşir. Bu dönemde şiş ve ağrılı bir kitle halini alır. Acilen drene edilmelidir. Yoksa apse cilt altında yayılır ve kıl dönmesi tablosu daha komplike hale gelir.

Kuyruk sokumu dışında her iki kasıkta kadınlarda vulva kenarlarında veya göbekte de kıl dönmesi görülebilir. Burada oluşan kıl dönmeleri kuyruk sokumunda olanlara göre daha silik bir klinik gösterir. Fakat bunlarda enfenksiyon daha ön plandadır. Özellikle göbekte görülen kıl dönmelerinde insanı bezdiren pis kokulu bir akıntı söz konusudur. Tedavide bir pens yardımıyla göbeğe yuvalanmış kıl çıkarılır. Sonra hastaya her gün batticon benzeri antiseptik ile göbeğini temizlemesi önerilir. Kuyruk sokumundaki ve kasıktaki kıl dönmelerinde tedavi cerrahidir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
HEMOROİD AMELİYATI SONRASI

HEMOROİD AMELİYATI SONRASI

Ameliyatlar hemoroidlerde genelde 3. Ve 4. Derece dediğimiz dış hemoroidlerde uygulanmaktadır. 1. Ve 2. Derece olan iç hemoroidlerde ameliyata gerek yoktur. Çünkü tek belirtileri kanamadır. Bunu tedavi edecek elimizde lazer tedavisi ve lastik bantla bağlama gibi yöntemler bulunmaktadır. Bunlar hastane ortamı olmadan kolaylıkla yapılabilir ve hastada herhangi bir iş ve güç kaybı yapmaz.

Dışarıda olan hemoroidler de ise bu pakeler cerrahi olarak alınır. Her cerrahi operasyon gibi bu girişiminde bir takım komplikasyonları olabilmektedir. Operasyonlar da genellikle spinal anestezi uygulanır. Bu anestezi türünde hastanın belinden anestejik madde verilir. Bu işlemden sonra hasta 4-5 saat civarında ayaklarını oynatamaz, uyuşuktur. Fakat iyi tarafı da hasta operasyon sonrası 4-5 saat ağrıyı hissetmez, yani ağrısız bir dönem geçirir. Bu uyuşukluk kayboldukça hasta bariz ağrı duymaya başlar. Bazı vakalarda anesteziye bağlı idrar retansiyonu yani idrar yapamama yakınmaları gelişebilir. Bu durumda mesane iyice şişer ve hastayı rahatsız eder. Bu hastalarda mutlaka sonda takıp idrar boşaltılmalıdır. Bazen de hastalarda tansiyon düşmeleri olabilir. Uyanık olmak gerekir.

HEMOROİD AMELİYATI SONRASI

Bazı cerrahlar anestezinin etkisi geçmeden bu bölgeye uzun etkili lokal anestezi yapmakta ve koydukları tamponları almaktadırlar. Bu hastalarda mevcut konforu biraz daha arttırabilir.

Operasyon Sonrası Beslenme Nasıl Olmalı?

Ameliyat sonrası hasta ağız yoluyla beslenebilir. Ayaklarına his geldiğinde, hareket oluştuğunda ayağa kalkabilir. Bu süre minimum 6 saatten erken olmamalıdır. Çünkü ani ayağa kalkışlarda tansiyonda oynamalar görülmektedir. Bu durum özellikle idrar retansiyonu yaşayan genç hastalarda daha fazla görülmektedir. Eğer idrar retansiyonu olmuş, bu yüzden sonda takılmışsa bu hastanın gece boyunca ayağa kaldırılmamasında fayda vardır.

Genellikle ameliyat öncesi lavman yapıldığından ilk gün pek dışkılama ihtiyacı duyulmaz. Buna rağmen dışkılama ihtiyacı varsa öncelikle anüs içi bir kanamadan kuşkulanıp bu yönden muayene edilmelidir. Eğer böyle bir durum yoksa dışkı ertelenmemeli ve hastanın tuvalete gitmesi sağlanmalıdır.

Anal bölgede hemoroid ameliyatının yapıldığı bölge sinir ve damar yönünden çok zengin bir bölgedir. Bu bölgedeki işlemlerde ilk günler şiddetli ağrı olması normaldir. Çok az miktarda, özellikle dışkılama sırasında kanama normaldir. Fakat kalp çarpıntısı yapacak derece, tansiyon düşüklüğü oluşturacak şekilde kanamalarda dikkatli olunmalıdır.

Ameliyat sonrası beslenme çok önemlidir. Öncelikle baharatlı gıdalardan ve özellikle acı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Posa bırakan bir diyete yönelmelidir. Bu amaçla sebze ağırlıklı bir diyet önerilir. Meyve bol tüketilmelidir. Günde en az 3 litre su içmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu günde 3-4 kez 10 dakikayı geçmeyen ılık suda oturma banyoları  yapmalıdır. Bu banyolar hem sfinkter dediğimiz anüs çevresindeki kasları gevşetir. Hemde ameliyat sonu oluşacak ödemi çözer.

Ameliyat sonrası kanama, anüs bölgesinde darlığa bağlı zor dışkılama, yeniden hemoroid pakesi ele gelmesi, gaz veya dışkı tutamama gibi yakınmalar varsa mutlaka hekime tekrar müracaat etmelidir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
HEMANJİOM NEDEN OLUR ?

HEMANJİOM NEDEN OLUR ?

Hemanjiom çocukluk çağında görülen en sık iyi huylu tümörüdür. Damarsal endotel hücrelerinde düzensiz ve yersiz çoğalması ile oluşur. Arteriyovenöz malfarmasyon ile sıklıkla karışır. Tanı en iyi yumuşak douku doppler ultrasonografi ve mr ile konur. Tanı koyması zor vakalar olduğu gibi görsel olarakta tanı konabilen tümörler vardır. Hemanjiomların oluşma sebebi tam belli olmamakla beraber çeşitli varsayım ve oluşumunun fazla olduğu durumlar vardır.  Gebelik döneminin ilk ayında ince damarlar belirmekte ve gebeliğin 3. Ayından sonrada karmaşık bir şekilde devam eden bu damar oluşumu  (anjiyogenezis)  sonrası ouşan hemanjiomlardaki histokimyasal özelliklerle plesantal mikrodamarların birbirine benzemesi bize hemanjiomların plesantal mikrovasküler yapılarından veya fatal dolaşıma giren öncül kan hücrelerinden oluştuğunu öne sürmektedir.

Hemanjiom oluşumunu artıran risk etmenleri;

  • Normal zamanda doğmuş bebeklerde hemanjiom %1.1-2.6′ sında görülür. Erken doğmuş yani prematüre bebeklerde4 hemanjiom % 22.9 olarak görülmektedir..
  • Gene sebebi bilinmemekle beraber kız çocuklarında hemanjiom görülme  sıklığı 2-5 kat daha fazladır.
  • Genetik anamolilerin tespiti için gebelik esnasında yapılan Koryon villus biyopsisi yapılan gebelerin çocuklarıda hemanjiom görülme oranı %21dir
  • Geneti,k çalşmalarda net bir hemanjiom geçişi saptanmazken son yıllarda ailesel geçiş tespit edilmiş olup otozomal dominant geçişli olup ilgili lokusun 5. kromozomun uzun kolunda olduğu düşünülmüştür.

Klinik görüntüleri

HEMANJİOM NEDEN OLUR ?

Hemanjiomu olanların doğum esnasında çoğunlula gözle görünmez yaklaşık 2 veya 3 hafta sonra gözle görünür . yüzeyel karma ve derin yerleşimli olabilirler genellikle kapiller hemanjiomlar yüzeyel yerleşimle cilt seviyesinin üzerinde karma hemanjiomlar hem citaltında hemde yüzeyel olarak renk değişikliği yapan hemanjiomlardır. Derin hemanjiomlar genellikle kavernöz tip hemanjiomlardan oluşur lenfödem ve AV malfarmasyonlarla karışır . yüzeyi normal ciltle kaplı olup cilt altında kitle halinde olduğu gibi yüzeyel morlukta eşlik edebilmektedir. Hemanjiomun yeri özelliği ve büyüklüğüne göre tedavi protokolü değişmektedir. Kesin olan spot bilgiler;

 

  • Kavernöz hemanjiom dideral ile tedavi edilmez lazer veya skleroterapi ile tedavi edilmelidir
  • Porto şarabı lekesi sadece lazer tedavisi ile tedavi edilmelidir
  • İç organda hemanjiomu olan hastaların kapiller tip hemanjiomda dideral kullanımı endikedir
  • 3 yaşını geçmiş hemanjiomu olan çocukların hemanjiomunda gerileme yok denecek kadar az ve ilaç tedavisi etkiside gene yok denecek kadar az olmaktadır.
  • Plastik olarak onarımı gerçekleştirilmesi planlanan hemanjiomlarda hem estetik anlamda memnun edici değil hem rekürrens (tekrarlama) sık olmaktadır. Ayrıca operasyon öncesi belli bir risk verilerek opere edilir
  • Lazer skleroterapi tekniklerinde iz kalmadığı gibi rekürrens olmamakta tedavi edilirken hasta risk yaşamamaktadır.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
HAMİLELİKTE BASUR

HAMİLELİKTE BASUR

Gebelik sırasında bebek büyüdükçe pelvis dediğimiz leğen kemikleri arasındaki boşluğa yerleşir. Burası vücudun alt kısmındaki atar ve toplar damarların geçtiği bölgedir. Bebek rahim içinde büyüdükçe rahim bu damarlar üzerine bası yapar. Bu durum kan getiren damarlardan ziyade kan götüren damarları daha çok etkiler. Hamilelerde ayaklarda şişlikler, anüs damarlarındaki şişmeye bağlı hemoroidler 2. ve 3. trimest’de çok artar. Ayrıca bu dönemde artan progesteron hormonu damar çevresindeki düz kaslarda gevşeme oluşturarak hemoroid ve bacak damarlarında varis oluşumunu kolaylaştırmaktadır.

HAMİLELİKTE BASUR

Gebelikte 3.aydan itibaren zaman zaman anal kanamalar görülür. Bunlar taze kırmızı renkte kanamalardır. Dışkılama sırasında dışkıyla karışık veya dışkılama sonrası damla damla gelir. İlk trimest’de bu kanamalar seyrektir. Gebede halen 1. ve 2.derece hemoroidler mevcuttur. Gerekli önlemler alınmazsa olay ilerler. Mevcut hemoroidler oluşan basıncın artmasıyla 3. ve 4.derece olur. Kanamalar artar. 2. ve 3. Trimest’de kanama dışında taharetlenme sırasında ele memeler gelir. Hastada makatta bir dolgunluk vardır. Zaman zaman hasta dışkılama sırasında ağrıda hisseder. Son zamanlarda 30.haftadan sonra kan dolaşımının iyice yavaşlamasına bağlı olarak hemoroidler içinde pıhtı oluşabilir. Buda damarı tamamen tıkar. Çok ağrılı bir tablodur. Acil tedavisi gerekir. Oluşan pıhtı çıkarılmalıdır.

Gebelikte kadının böyle sorunların başına gelmesi beklendiğinden öncelikle hemoroidden korunmaya çalışılmalıdır. Bu amaçla öncelikle gebelerin kabız kalmaması için azami dikkat sarfedilmelidir. İlk olarak gebelerin günlük alacakları su miktarının 3 litre olması sağlanmalıdır. Canı istese de istemese de bu miktar suyu almalıdır. Çay, kahve, kola ve diğer meşrubatlar hiçbir zaman suyun yerini tutmaz. Bu 3 litreyi su şeklinde karşılamalıdır. Gebelik döneminde fast-food tarzı yiyeceklerden acılı, baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Her gün 3 öğünden birinde mutlaka sebze yemeği yemelidir. Sofrada meyve ve salata eksik olmamalıdır. Böyle posa bırakan bir diyet olabilecek kabızlığı önler. Hemoroid oluşumundaki en önemli bir faktör ortadan kalkmış olur.

Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hamileler tuvalette uzun zaman geçirmemelidir. Dışkıyı çıkaracağım diye uzun süreli ıkınma hem uterusun baskısını artırır, hemde anal damarlardan gelen basıncı arttırır. Buda hemoroidlerin azmasına, yırtılarak kanamasına neden olur. Hele bu hastalar acı, ekşi, turşu gibi gıdalarıda beraberinde almışlarsa durum daha vahim olur. Çünkü bunlar anüsden atılırken anüs cildinde irritasyona neden olmaktadır.

Kanamaları olan hamilelerde 2. ve 3. Trimest’de tedavi tıbbidir. Tromboze hemoroid dışında genelde cerrahi bir işleme başvurulmaz.

Hasta diyet programına alınır. Her gün 10 dakikayı geçmeyen oturma banyoları önerilir. Bunu hasta 2-3 kez yapar. Daha sonra o bölgeye yumuşatıcı, ağrı giderici merhemler sürülür. Hamilelere kendini yormayacak şekilde yürüyüşler tavsiye edilir. Günün belirli bir saatinde tuvalete giderek kendine bir tuvalet alışkanlığı sağlanması önerilir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
FİSSÜR TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

FİSSÜR TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Anal fissürler anüs arka duvarında oluşan çatlaklardır. Bu çatlaklar tedavi edilmezse hasta yıllarca ağrı, yanma , akıntı şikayetlerine maruz kalır. Bu çatlaklarda yıllar içerisinde fibrosis dediğimiz bağ dokusu gelişir. Bunun sonucu olarak anüsde daralma, sfinkter fonksiyonlarında kayıp oluşur. Çok uzun süre devam eden fissürlerde nadirde olsa kanserleşme eğilimi olabilir. Bu nedenle bu kronik irritasyon bir an önce tedavi edilip, bu hastalık ortadan kaldırılmalıdır.

FİSSÜR TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Makat çatlakları genelde kronik kabızlık sonrası görülen bir durumdur. Fissürün uzun süre devam etmemesi için, tedavisi için özellikle fissüre neden olan bu kabızlığın en başta ortadan kaldırılması gerekir. Fissürler akut olarak başlar ve her yaşta görülebilir. Anüste en zayıf yer olan arka duvarda diklemesine yarık şeklinde görülürler. Çok katılaşmış bir dışkının çıkarılması sırasında bu yırtılma olabilir.  Hasta şiddetli bir ağrı duyar. Dışkılama sırasında yanmalar vardır. Çok az miktarda kanamalar olabilir. Bu durum geçicidir.  Hastadaki kabızlık problemi çözülürse bu sorun kendiliğinden ortadan kalkar. Fakat bazı durumlarda kabızlık veya tam tersi ishal nöbetleri kalıcı olur. Böyle hastalarda fissürün iyileşmesi için yeterli süre yoktur. 3-4 haftayı geçen akut çatlaklar eğer tedavi olmamışlarsa artık olay kronikleşmiştir. Bundan sonra her dışkılama hasta için ızdırap olmaya başlar. Hasta tuvalete gitmeye korkar. O ağrıları tekrar yaşamak istemez.

Anal Fissür Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler?

Fakat dışkılama bir ihtiyaçtır. Yapılması gerekir. Hasta dışkıyı tuttuğu sürece dışkının su içeriği azalır ve dahada katılaşır. Bu katı dışkıyı çıkarmak hastaya daha büyük azap verir. Fissürü daha çok açar ve ağrı ve yanmalar daha fazla olur. Hasta tedavi edilmezse bu kısır döngü böylece sürüp gider. İlerlemiş vakalarda fissür iyice derinleşir. Fissür zemininde iç sfinkter kasının lifleri görülmeye başlar. Bu arada hastada nöbetçi papilla denilen bir yapı ve cilt pilisi oluşur. Bunlar oluşan enfenksiyon ve ödemin sonucudur. Oluşan iltihap açıktaki iç sfinkter kasının liflerinde fibrozis dediğimiz bir yapı oluşturur. Bu kasın fonksiyonunu yitirmesine anüsün daralmasına yol açar. Bu dönemden sonra sadece fissürün tedavisi sorunu çözmez. Anüsteki darlık içinde 2. Bir operasyon gerekir.

Tüm bunlara meydan vermemek için öncelikle kabızlık ortadan kaldırılmalıdır. Hastalara posa bırakan gıda önerilir. Bu amaçla hastalar günde en az 1 kez sebze yemeği yemesi, salata ve meyveyi sofradan eksik etmemesi önemlidir. Kepekli ekmek kullanılmalıdır. Bu hastaların baharatlı gıda almaması özellikle acı yememesi istenir. Acı anal sfinkterlerde kasılma oluşturmaktadır. Dikkat edilecek diğer konu hastaların günde 3 litre su içmeleridir. Sindirim sistemihareketleri için su elzemdir. Kabızlığın ortadan kaldırılmasında vücuda alınan suyun miktarı çok önemlidir.  Şuunutulmamalıdır çay, meşrubat kahve hiçbir zaman suyun yerini tutmaz.

Bunlara ilave olarak hastaya spazmı ortadan kaldırmak için son yıllarda rövanşta olan botox tedavisi yapılır.  100 Ü. Botoxinternalsfinkter içine uygulanır. Etkisi 6 ay sürer. 2-3 ay içinde yukarıdaki önlemlerle birlikte % 90-95 sonuç alınmaktadır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
     Formu Doldurun, Sizi Arayalım

   Müşterek Muayenehane

close-link
Hemen Ara
Yol Tarifi