İzmir Genel Cerrahi ve Kalp Damar Cerrahi Merkezi


  Tel : 0232 504 00 00

All Posts in Category: Genel

HEMOROİD (BASUR) MEMESİ

HEMOROİD (BASUR) MEMESİ

Hemoroid veya halk adıyla basur memesi anüsten dışarı çıkan 3. ve 4. derece hemoroidlere verilen bir isimdir. Her taharetlenme sırasında hasta bunları eliyle farkeder. 3. derece hemoroidler de eliyle bunları anüs içine itebilir. Fakat 4. derece hemoroidler de hasta itse bile bunlar yeniden kendiliğinden çıkar. Hep dışarıda kalır. Dışarıda kalan bu hemoroidler de ana belirti gene diğer hemoroidler gibi kanamadır. Hasta dışkılama sırasında ve sonrasında açık kırmızı renkli, damla damla bir kan geldiğini söyler. Bu dışkıya  bulaşık olduğu gibi dışkılamadan sonra da gelebilir ve klozeti kirletir. Bu durum uzun zaman devam ederse hastada anemiye bağlı solukluk, çarpıntı, halsizlik gibi yakınmalar hemoroid belirtilerine eşlik eder. Bu hastalarda dışa çıkan hemoroidler deki iç çeper salgısı nedeniyle ayrıca ıslak makat dediğimiz bir tablo vardır. Hastalar iç çamaşırlarının sürekli kirlendiğinden, ıslaklık nedeniyle o bölgede sürekli kaşıntı olduğundan yakınır.

HEMOROİD (BASUR) MEMESİ

Bazı hemoroidler ise çeşitli bağırsak hastalıklarına eşlik eden durumlar olabilir. Bunların en başta geleni bu bölgenin kanserleridir. Rektum kanserlerinde hemoroid memeleri erken bir belirti olarak karşımıza çıkabilir. 40 yaşın üzerinde ve ailesinde kanser öyküsü olan kişilerde görülen hemoroidlerde öncelikle kolonoskopi yapılmalıdır. Kolonoskopi sonucu herhangi bir patolojiye rastlanmaz sa o zaman mevcut hemoroidlerin tedavisi yoluna gidilmelidir.

 

Bazı hemoroid memeleri de siroz gibi karaciğer hastalığının ve colitis ulseroza gibi sistemik bir ihtihabı hastalığın erken belirtisi olarak karşımıza çıkabilir. Siroz hastalarında hemoroid ile birlikte karnında astice vardır. Karaciğer enzimlerinde anormallikler görülür. Çekilen US ve MR tetkikleri ile tanı pekiştirilir. Colitis Ulseroza vakalarında kanlı dışkılama vardır ve hemoroidler şişerek anüs dışına çıkabilir. Yapılacak bir kolonoskopi ve alınacak bir biopsi ile tanı konur.

 

Tüm bu araştırmalar yapıldıktan sonra pür hemoroid olduğu saptanan vakalarda tedavi yoluna gidilir. Zaman zaman dışarı çıkan ve elle anüs içine itilebilen vakalarda THD denilen bir yöntem uygulanır. Bunda amaç hemoroidlere kan getiren atardamarların bağlanmasıdır. Atardamarlar doppler denilen bir alet yardımıyla bulunur ve tüm katlar emilebilir bir dikiş ile bağlanır. Kan dolaşımı azalan hemoroidlerin geri çekilmesi yaklaşık 3 ayı bulmaktadır. Bağlamadan 2-3 hafta sonra genelde kanama biter.

Daha büyük hemoroidlerde ise yapılacak işlem cerrahidir. Pakeler tek tek ligasyon-eksizyon denilen yöntem ile çıkarılır. Bunda dikkat edilecek konu ameliyat sırasında sfinkter kaslarına zarar vermemek gerekir. Bunun dışında ameliyatla pakeler arasında sağlam mucoza köprüleri bırakılmalıdır. Yoksa ameliyat sonu anüs darlığı olabilir.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
NASIR KREMİ İLE TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?

NASIR KREMİ İLE TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?

Nasır tedavisinde ana prensip bunu oluşturan etmeni ortadan kaldırmaktan geçer. Cilde baskı olduğu sürece cilt o bölgede sertleşir, kalınlaşır. Bu vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır.

Cildin sürtünmeye, baskıya maruz kalan her yerinde nasır oluşabilir. En çokta kemiklerin cilde bası yapmasına bağlı olarak ayaklarda görülür. Ayak parmaklarının üstü, her iki parmağın sürtünen yüzeyleri nasırın en çok görüldüğü yerlerdir. Çiftçilerin, tamircilerin ellerinde çok görülür. Nasır oluştuktan sonra etkisinin süresine bağlı olarak gittikçe kalınlaşır ve bir yandan da ağrı şeklinde vücut yanıt verir. Kök kısmının alttaki dokulara baskısı ile ani ve şiddetli ağrılar oluşur.

NASIR KREMİ İLE TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?

Nasır tedavisinde çok çeşitli ajanlar kullanılmaktadır. Ana prensip kalınlaşan, boynuzlaşan deriyi yumuşatmak ve üzerindeki ölü dokuları almaktır. Fakat bu tür tedaviler sırasında nasırın asıl şikayete neden olan kök kısmı çıkmadığından kesin tedavi olmaz.

Nasır Tedavisi İçin Öneri

Tıbbi tedavide ilk önerilen ayakların ılık su içinde bekletilerek nasırın yumuşatılmasının sağlanmasıdır. Bu amaçla bir leğen içine ılık su konur ve ayaklar bu suyun içine sokulur. Su içine bir miktar tuzda katılabilir. Sonra 10 dakika süre  ile ayaklar bu su içinde tutulur ve derinin, nasırın yumuşaması sağlanır. Bu işlemden sonra ya ponza taşı ile yada bir törpü ile nasırın üzerindeki ölü dokular törpülenerek alınır. Burada dikkat edilecek konu çok fazla törpüleyip cildi soymamalıdır.  Cilt soyulursa arkasında kanama ve enfeksiyon gelebilir.

Bu işlemden yapıldıktan sonra nasıra yönelik çeşitli gereçler kullanılabilir. Bunlardan en çok kullanılanı çeşitli nemlendirici kremlerdir. Bunların içinde salisilik asit, amonyum laktat veya üre bulunur. Bunlar banyo sonrası kurulanan nasır üzerine uygulanır. Bunlar nasırların yumuşamasına ve ağrı yakınmalarının daha az olmasına neden olur. Bu işlemler bittikten sonra nasırın ayakkabı ile temasını kesmek gerekir. Nasır ne kadar yumuşatılırsa yumuşatılsın travma devam ettiği sürece ağrı ve kalınlaşma olacaktır. Bu teması kesmek için ya nasır yan taraflarda pamuk ile desteklenir yada koton flasteri kullanılır. Flasterin ortası oyulur ve oyuk yere nasır gelecek şekilde yapıştırılır. Nasır çevresi flasterle desteklenmiş olur. Ayakkabı ile teması kesilir.

Nasır oluşumunun azalması için ne yapılmalı?

Nasır oluşumunun azalması için kişilerin çok iyi ayakkabı seçmesi gerekir. Yumuşak, ayakları sıkmayan ayakkabılar tercih edilir. Topuklu, sert ve ayağı sıkan ayakkabılardan uzak durulur. Kişinin ayağında ortopedik bir kusur varsa bu tedavi edilmelidir. Özellikle ayak parmaklarındaki deformasyonlar nasır oluşumunun en büyük nedenlerinden biridir. Kişiler çıplak ayaklar dolaşmamalıdır. Çıplak ayaklar yürürken oluşacak bir tahriş nasır oluşumu için odak vazifesi görebilir.

Banyo sonrası salisilik asit içeren nasır bantları da kullanılabilir. Fakat diabet  hastalarının, ayağında damar problemi olanların hekim muayenesi sonrası bunları kullanması gerekir.

Nasırda en iyi çözüm bunların radyofrekans denen buharlaştırma yöntemi ile alınmasıdır. Nasır lokal anestezi altında köküne kadar alınarak tedavi edilir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
HEMOROİD (BASUR) NEDİR?

HEMOROİD (BASUR) NEDİR?

HEMOROİD, anüs bölgesindeki toplardamaların varisine hemoroid denmektedir. Normalde bu damarlar anüs ve çevresindeki kirli kanı taşırken, aynı zamanda bir yastıkçık görevi görerek anüsün istirahat sırasında kapalı kalmasını sağlarlar. Bu toplardamarlar genişlerse vücudun sindirim sisteminin son parçası olan anüsten dışarı çıkarlar. Kanama ağrı, ıslaklık gibi çeşitli yakınmalara neden olurlar.

HEMOROİD (BASUR) NEDİR?

Hemoroidler derecelerine göre vücutta çeşitli belirtilere neden olur. Başlangıç döneminde bunlar anüsten dışarı çıkmaz ve tek belirtisi oluşturdukları kanamadır. Buda sert ve katı bir dışkılama sonucu olur. Kabızlık ortadan kalktığında genelde kendiliğinden geçer. Hasta bu dönemde kanama dışında bir şey fark etmez. Ele gelen bir şişlik yoktur. Bu dönemde hasta hekime başvurduğunda çok basit önlemlerle bu sorun çözülebilir. Bu amaçla lazer ile kanayan hemoroid pakesi yakılarak kanama durdurulur. Aynı zamanda lazer bu hemoroid pakesini çöktürerek, onun arka duvara yapışmasını sağlar.10 dakikalık bir işlemdir. Anüsün içteki ağrısız bölgesinde çalışıldığından işlem sonrası ağrı olmaz ve hasta hemen işinin başına dönebilir.

İç Hemoroidler İçin Kullanılan Yöntem

Yine iç hemoroidler de kullanılan diğer bir yöntem lastik bantla boğma işlemidir. Bunda özel bir cihaz kullanılır. Cihazın huni şeklindeki baş kısmına lastik bant yerleştirilir. Sonra huni çıkarılır. Bir vakum cihazı yardımıyla kanayan hemoroid pakesi cihazın hazne kısmına yerleştirilir. Vakum pakeyi aspire ederken cihaz ateşlenir ve buradan hemoroid pakesinin boynuna lastik bandın oturması sağlanır. Buda ağrısız bölgede yapılan bir işlemdir. Herhangi bir anestezi gerektirmez. Yine 10 dakikalık bir işlemdir. İşlem sonrası hasta hemen işinin başına dönebilir.

Erken dönemde gelen hastalarda yukarıdaki yöntemlerle olay büyümeden tedavi sağlanır. Fakat ne yazık ki hastaların çoğu bu erken dönemi kaçırmaktadır. Gerek umursamayarak ve gerekse doktordan utanma duygusu hastaların geç gelmesine neden olmaktadır.

3. ve 4. Derece denen dış hemoroidlerde hastaların eline taharetlenme sırasında memeler gelir. Bunlarda da kanama ön plandadır ayrıca oluşan mukus akıntısı nedeniyle ıslak makat yakınmaları vardır. Bu tür hemoroidler de ise THD denilen yöntem uygulanmaktadır. Bunda doppler denilen bir alet yardımıyla hemoroidlere kan getiren atardamarlar bulunur. Bunlar tek tek vücut tarafından emilen bir dikiş materyali ile bağlanır. Operasyon sonrası 2-3 ay içinde kan dolaşımı azalan hemoroidler de gerileme olur ve anüs içine çekilir.

Bu tedaviden yarar görmeyen vakalarda ise yapılacak tedavi cerrahidir. Dışarıdaki hemoroid pakeleri tek tek cerrahi olarak çıkarılır. Bunda ya klasik şekilde opere edilir. Yada stappler denilen bir alet kullanılır. Longo yöntemi denilen bu usulde bazen darlık oluşabilmektedir. 4. Derece hemoroidler de son zamanlarda lazer ile çöktürme işlemi de uygulanmaktadır. Fakat sonuçlar çok iç açıcı değildir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
HEMANJİOM AĞRI YAPAR MI ?

HEMANJİOM AĞRI YAPAR MI ?

Genel anlamda çocukluk ve bebeklik döneminin iyi huylu tümörü olan hemanjiomlarda çocukların ne yaşadığı ailelerce merak edilmiştir. Tam anlamıyla kendini ifade edemeyen çcukların acı çekip çekmediği ifadesinide söyleyemedikleri için aileler çocukların bazı ağlama ve sızlamalarının hemanjiomdan olduğunu düşünmektedirler. Tabi bu tradejik duruma bir açıklama getirilmesi uygun olacağını düşünmekteyiz. Bu çerçevede hemanjiom genel anlamda ağrı yapmaz. Ağrı yapması hemanjiomun rüptre  olması veya enfekte olması hallerinde olmaktadır onun dışında hemanjiom ağrı yapmaz. Bazı bebeklerde hemanjiomun hızlı çoğalma ve gerileme evrelerinde kaşıntı yapabilmektedir. Hemanjiom semtomları bulundukları yere göre de semptom ve komplikasyonları değişebilmektedir.

HEMANJİOM AĞRI YAPAR MI ?

Yüzde olan hemanjiomlar

Yüzün tamamını veya bir kısmını şekil bozukluğu şeklinde kaplayan hemanjiomlar komplikasyon olmasada aile ve çocuğun psikolojisini derinden etkilemesi.
Yüzdeki hemanjiomlar genellikle görüntü bozukluğu yapmakla beraber göz çevresi ağız içi, burun içinde, kulak duyma yolunda bulunması semtomatik komplikasyonlara sebep olabilmektedir. Bu hava yolu üzerinde bulunan hemanjiomların hızlı çoğalma yani proliferatif döneminde ciddi nefes darlıkları ve hayati komplikasyonlara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda trekestomiye kadar giden komplikasyonlar olabilmeketedir.

Göz çevresi (periorbital)  hemanjiomlar
göz çukurunun çevresinde yer alan hemanjiomlar ya göz küresine bası yaparak veya görme alanını kapatarak oluşturduğu komplikasyonlara sebep olabilmektedir. Bu  sebeple ya kalıcı görme kaybı veya geçici görme kayıplarına sebep olabilmektedir. Geçiçi  görme kayıpları hemanjiomun gerilemesi veya tedavi edilmesi ile olmaktadır. Bu dönüşümsüz görme kaybı oluşmadan yapılan tedaviler için geçerli bir durumdur. Bu yuzden göz çukuru çevresindeki hemanjiomların saptanması ile tedavi arasında uzun süreçler geçmemesi gereklidir. Çeşitli litaratürlerde %45-80 arası değişken oranda komlikasyonlar tespit edilmiştir. Göz kapağı çekilmesi,strabismusun sebep olduğu ambliyopi, pitozis, gözün itilerek yer değiştirmesi, optik sinire bası ile görme bozuklukları başlıca komplikasyonlarıdır.

Lumbosacral  hemanjiomlar

Bu tür hemanjiomlar spina bifida gibi lumbosakral anamolilerle birlikte görüldüğü için bu bebeklerde butip anamolilere dikkat edilmeli  % 18 civarı görülme olasılığı vardır bu bölge hemanjiomları mutlaka beyin cerrahisi veya çocuk cerrahisi tarafından lipomeningomyolesel yönünden incelenmelidir

İç organ hemanjiomları
Çocuklarda görülen hemanjiomların çoğunluğu yaklaşık % 70 i tek bir yede  ve izole şekilde görülmektedir diğer % 30 luk kısmında birden fazla yerde hemanjiom görülmektedir. İç ordanlarda hemanjiomu olan çocuklda bu % 30 kesim içinde yer almaktadır.  İç organ hemanjiomlarının en tehlikeli dönemi hızlı çoğalma dönemidir ciltte görülen hemajiomlardaki gibi iç organ hemanjiomlarıda büyür kanama ve ülserasyon yapmaktadır. Ayrıca bulunduğu organa göre büyüme dönemide bası ve organda ağrı semttomlarına sebep olabilmektedir. Bundan dolayı hemanjiomu olan çocuların tamamı iç organ hemanjiomu yönünden taranmalıdır.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

 

Devamını Oku
NASIR BANDI İŞE YARAR MI ?

NASIR BANDI İŞE YARAR MI ?

Nasırlar derinin kendisini korumak için geliştirdiği bir önlemdir. Travma gelen cilt bölgesindeki hücreler kalınlaşır ve kendini travmaya karşı korur. Bu sıkı ayakkabılara bağlı ayaklarda, tarım işçilerinde ellerde, öğrencilerde kalem tutmaya bağlı parmaklarda ve dirseklerde olabilir. Sürekli olarak aynı bölgeye gelen sürtünme veya basınç derinin kalınlaşmasına neden olur. Bu kalınlaşan deri bölgesinde vücut kendini korurken aynı zamanda ağrı oluşturarak yeniden travma gelmesini önlemeye çalışır. Bu ağrılar kişileri hayatından bezdirir. Nasır oluştuktan sonra koni şeklinde bir gelişim gösterir. Nidüs denilen kök kısmı sivridir ve geniş bir tabanla yüzeye doğru ilerler. Bu sivri kısmın her travmaya maruz kaldığı anda hasta şiddetli ağrı duyar.

NASIR BANDI İŞE YARAR MI ?

Nasırların tedavisinde çok çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunların en başında eczanelerde satılan nasır bantları gelir. Bu bantları  üzerinde salisilik ait içeren bir bölge bulunur. Önce nasırın olduğu ayak bir ılık su banyosuna alınır. Ayak 10 dakika kadar bu banyo içinde tutulur. Sonra nasır bandı koruyucu kısımları açılarak ilaçlı kısım nasırın üzerine gelecek şekilde yapıştırılır. Burada dikkat edilecek konu ilaçlı kısım normal deriye temas etmemelidir. Temas ederse normal deriyi de yakar. 2-3 gün sonra bu bant çekip çıkarılır. İşlem yeterli olmazsa bant birkaç kez denenebilir.

Nasır Bandı Nasıra Çözüm DEĞİLDİR!!!

Nasır bantları soruna tam olarak çözüm olmaz. Çünkü hiçbir zaman bu bantlar nasırın kök kısmına kadar etki etmezler. Her zaman kök kısmı kaldığından en küçük bir travmada nasır yeniden nükseder. Bunun dışında nasır bantları gelişigüzel kullanılacak materyaller değildir. Özellikle diabetli, damar hastalığı olan, immün sistemi bozuk kişiler hekim kontrolü olmadan bu bantları kullanmamalıdır.

Nasırdan korunmak tedaviden önce gelir. Bu amaçla en başta ayağı sıkan, yürüme şeklini bozan dar ve topuklu ayakkabılardan uzak durulmalıdır. Ellerde nasır olan kişiler mutlaka işe eldiven kullanmalıdır.

Nasır oluştuğunda öncelikle bunun alınması gerekir. Bunun için günümüzde radyofrekans denen buharlaştırma yöntemi kullanılmaktadır. Önce nasır ve çevresine lokal anestezi yapılır sonra nasır olduğu yer, nasırın kökü ile birlikte buharlaştırılarak alınır. Bu işlemden sonra hastaların bir daha nasır oluşmaması için dikkat etmesi gereken konular vardır. Hastalar her akşam ayaklarını 10 dakika ılık su içine koyar, tercihen bu suyun içine tuzda katılabilir. Bu işlemden sonra bir ponza taşı ile dipten gelen normal derinin üzerindeki ölü dokular alınır. Ponza taşı zımpara etkisi yapar ve alttaki derinin çıkmasını kolaylaştırır. Bunlar yapılırken deride nasır oluşturan faktörleri de ortadan kaldırır. Ayaklara uygun, ayağı sıkmayan ayakkabılar giyilir. Ayaklarda ortopedik bir kusur varsa bunlar düzeltilir. Ayakların terlememesine dikkat edilir. Yalın ayak dolaşmaktan sakınılır. Bu önlemlerle yeniden nasır oluşumu önlenir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
KIL DÖNMESİ NASIL ANLAŞILIR?

KIL DÖNMESİ NASIL ANLAŞILIR?

Kıl dönmesi genelde hastaların koyduğu bir tanıdır. Hastalar doktora bende sanıyorum kıl dönmesi var diye gelirler. Bunun nedeni hastalığın yaygın olması ve belirtilerinin çoğu kişi tarafından bilinmesidir.

KIL DÖNMESİ NASIL ANLAŞILIR?

Aslında kıl dönmelerinde başlangıçta pek belirti yoktur. Hasta oturup kalkarken belli belirsiz bir ağrı, o bölgede bir şişlik farkedebilir. Bunu da geçirdiği bir travmaya bağlar ve pek üzerinde durmaz. Hastalık bu dönemde sinsi olarak ilerlemektedir. Bu dönemde iki glutel kıvrım arasına giren kıl terle bu bölgeye yapışır. Yürürken oluşan testere hareketi ile bir matkap ucu gibi cildin içine girer. Kıl cilt içinde hastanın kendi kılı olmasına rağmen vücut tarafından yabancı cisim olarak algılanır ve buna reaksiyon başlar.

Kıl Dönmesi Ağrısı Hangi Bölgelerde Olur?

İşte bu dönemde hasta o bölgede bir şişlik, rahatsızlık hissi, zaman zaman ağrı hissedebilir. Olay ilerlemeye devam ederse vücut kılın çevresini bir yalancı kapsül ile çevirir ve burada seroma denen bir sıvı biriktirir. Bu dönemde hasta kuyruk sokumunda bir şişlik farkeder. Bu dönemde yapılacak bir yumuşak doku US’nu veya bu bölgeye yönelik MR tetkikleri tanı koydurabilir. Vücut bu sıvıdan kurtulmak için bir delikten bunu akıtmaya uğraşır ve o bölgede sinus dediğimiz delikler oluşur. Bu oluştuktan sonra hastada görülen asıl belirti akıntılardır. Hasta iç çamaşırının sürekli kirlendiğini söyler. Eğer bu drenaj olmazsa bazen bu biriken sıvı enfekte olabilir ve apseleşir. Bu dönemde hastada çok şiddetli ağrı başlar. Apsenin miktarına göre bunun sistemik belirtileride görülebilir. Hastalarda bacaklı bir ateş vardır. Hasta ağrı ve şişlik nedeniyle oturamaz, yürüyemez.

Bu dönem hastaları hekime götüren nedenlerin başında gelir. Aslında bu dönem altın bir dönemdir. Bu dönemde yapılacak doğru bir girişim hastanın illetten kurtulmasını sağlar. Bu amaçla sadece apse drene edilip bırakılmamalıdır. Sadece apse drene edilirse bu hastalara 2. bir operasyon gerekir ve bu işlem baya zahmetli ve nüks olasılığı fazla  bir operasyondur. Bu hastalara lay-open denilen işlem uygulanır. Örneklersek bir tencerenin kapağının açılması işlemi uygulanır. Sonra zemin kürete edilir ve yıkanır. Kanama kontrolü yapılır, sekonder iyileşmeye bırakılır.

İlerlemiş kronik vakalarda hastanın kuyruk sokumunda bir kaç delik bulunabilir. Bazen bu deliklerden hasta kıl çıktığını söyleyebilir. Bu deliklerden sürekli bir akıntı söz konusudur. Hastaların bir kısmı bu akıntıya alışır ve yıllarca bununla birlikte yaşar. Bu hastalar genelde hekime gitmeyen, bunu önemsemeyen hastalardır. Yıllar geçtikce  olay iyice kronikleşir. Tedavide o ölçüde zorlaşır.

Erken vakalarda microsinüsektomi uygulanır. Olay kronikleşip ilerlerse ya açık bırakma işlemi uygulanır yada fleble onarım veya başka yöntemler kullanılır. Fakat bu durumda iş ve güç kaybı olur, hastanede yatma gerekir. Microsinüsektomi lokal anestezi altında yapılır ve iş ve güç kaybı oluşturmaz. Hastanede yatmaya gerek yoktur.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
YAĞ BEZESİ TÜRLERİ NELERDİR?

YAĞ BEZESİ TÜRLERİ NELERDİR?

Yağ bezeleri içerdikleri yağ çeşidine ve yerleşim yerlerine göre çok çeşitlidir. Genelde kozmotik sorun olan bu yapılar, bazen yerleşim yerlerinden dolayı ve içerdikleri materyal yüzünden çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Her ne şekilde olursa olsun bu kitleler iyi huyludur ve tedavileri sonrası hastalar bu kitlelerden tamamen kurtulurlar. Tedavide kitlenin boyutu, yerleşim yeri ve oluşturduğu komplikasyona göre değişiklik arz eder. Örneğin yüz bölgesinde 2 mm çapta büyük olmayan kitlelerde radyofrekans denen buharlaştırma yöntemi lazer tedavisi veya peeling uygulanabilir. Birde göz çevresinde olan ve ksentelezma denen yağ bezeleri vardır. Bunlarda aynı yöntemle tedavi edilir.

YAĞ BEZESİ TÜRLERİ NELERDİR?

Vücutta yağ bezeleri içinde en çok görülenler lipomlardır. Bunlar yağ hücrelerinin kümelenmesi sonucu oluşurlar. Çevrelerindeki kapsül ile cilt altı dokusundan ayrılırlar. Boyutları çok değişiktir. Birkaç mm’den portakal cesametinde olan tipleri vardır. Genelde göbek üstü bölgede, sırtta, kollarda, boyunda, ensede rastlanırlar. Oluşumunda en büyük sorumlu genetik faktörlerdir. Lipomu olan bireylerin genelde ebeveynlerinde de bu kitlelere rastlanır. Lipomlar çok fazla büyüyüp çevreye baskı yapmadıkça veya enfekte olmadıkça ağrı yapmazlar. Tek kusurları estetik problemlerdir. Ayrıca eklem bölgelerinde, sırtta büyük boyutlarda lipomlar hareket kusuruna yol açabilirler.

Yağ Bezesi (Lipom) Boyutları

Yaş ilerledikçe lipomların boyutları artar. En çok 20-40 yaşlarında görülürler. Bazı lipomlar karın içinde gelişir ve tesadüfen saptanır. Her hangi bir patolojiye yol açmayan karın içi lipomlarda tedavi gerekmez. Fakat nadirde olsa bazı durumlarda bağırsak tıkanıklığına yol açabilirler. Bu durumda acil operasyonları gerekir.

Yağ bezelerinin 2. en çok görünen tipi kist sebase denilen yağ kistleridir. Bunların lipomda farkı içlerinde sebum denilen sıvı bir yağ içermeleridir. Bunlar cilde yağ salgılayan bezlerin drenaj yollarının tıkanması sonucu oluşurlar. Sebum denilen yağ bezin içinde birikir ve bir kapsül içinde beze gittikçe büyür. Bazen bu yağ enfekte olur ve apseleşir. Bunların drenaj yolu açılırsa biriken sebum kendiliğinden boşalır. Herhangi bir cerrahi operasyona gerek duyulmadan kendiliğinden düzelir. Fakat bu her zaman rastlanan bir durum değildir. Kist sebaseler en çok başta, saçlı deride görülmektedir. Çok büyük boyutlara ulaşabilir. Tedavide lokal anestezi altında kapsülü ile birlikte çıkarılır. Kapsül yerinde bırakılırsa nüks kaçınılmazdır.

Bunların dışında sinir hücrelerinden vücuttaki bağ dokusundan gelişmiş çeşitli bezeler vardır. Bunlar yağ bezelerine göre daha küçük daha sert ve daha hareketsizdirler. Bunların tedavileri de cerrahidir. Birde yağ dokusundan kaynaklanan kanserlerin yaptığı bezeler vardır. Bunlar sert kitlelerdir. Büyümeleri hızlıdır ve alttaki dokuya sıkıca yapışır. Ellemekle oynatılamaz. Erkenden metastaz yapar. Liposarkom denen bu türlerde erken teşhis ve erken tedavi diğer kanserlerde olduğu gibi  esastır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
YAĞ BEZESİ TEDAVSİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

YAĞ BEZESİ TEDAVSİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Halk arasında vücutta çıkan her iyi huylu, ağrısız, oynak kitlelere yağ bezesi denmesi adet haline gelmiştir. Aslında bunların çok çeşitleri vardır. Tedavilerinde sonuçta hepsinde cerrahi uygulanır fakat bazı yağ bezeleri herhangi bir cerrahi işleme tabi tutulmadan da tedavi edilebilir.

Yağ bezeleri içinde en çok görünenleri lipom denilen bezelerdir. Bunlar yağ hücrelerinin belli bölgelerde lokal olarak toplanması ile oluşur. Çevrelerinde bir kapsülü vardır. Oluşumunda genetik faktörler ön plandadır. Ayrıca o bölgeye gelen travmaların veya güneş yanıklarının oluşumunda etkisi vardır. Bunlar cilt altında lokalize, ellemekle çok mobil, ağrısız yumuşak yapılı kitlelerdir.

YAĞ BEZESİ TEDAVSİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Cilde yağ salgılayan bezlerin salgı yollarının tıkanması ile oluşan dermoid kist veya sebase kist denilen bezeler vardır. Bunlar daha çok başta görülürler. Yağ bezlerinin drenaj yolu tıkanırsa sebum denilen yağ salgısı geride bez içinde birikmeye başlar. Gittikçe büyürler. Bunlarında çevrelerinde bir kapsülü vardır. Bu kapsül kitleyi çevre dokulardan keskin sınırlarla ayırır. Bazı vakalarda bunlar enfekte olurlar ve içlerinde apse birikir. Bu durumda çok şiş üzerine basmakla ağrılı bir kitle halini alır. Üzerindeki deri kızarıktır. Acil alınıp drene edilmesi gerekir.

Bunların dışında sinir dokusundan kaynaklanan neuromlar bağ dokusundan kaynaklanan fibromlarda beze olarak tanımlanmaktadır.

Yağ Bezesi (Lipom) Nerelerde Görülür?

Lipomlar genelde cilt altında görülen yağ toplantısıdır. Boyutları çok farklıdır. Çok büyük boyutlara ulaşabilirler. Bazen karın içinde eklemlerde kas içinde görülebilirler. Sindirim sistemindeki lipomlar tesadüfen yapılan bir US, MR veya BT incelemesi sonucu ortaya çıkabilir. Bazen de bağırsaklarda sürükleyici bir odak şeklinde hareket ederek bağırsak tıkanıklığı tablosu oluşturabilir. Bazı vakalarda yağ bezesi olarak adlandırılan kitleler kötü huylu olabilir. Bunlara liposarkom denir. Bunlar lipomu oluşturan hücrelerin kötüleşmesinden değil, baştan beri kanserli hücrelerin çoğalmasıyla oluşmaktadırlar. Bunlarda erken tanı ve erken tedavi çok önemlidir.

Göz çevresindeki yağ bezeleri kan kolestrol ve lipid düzeyleri yüksek bireylerde görülür. Bunlar estetik kusur dışında görme problemleri de oluşturabilir. Tedavileri özellik arzeder bunlarda uygun vakalarda radyofrekans yöntemi ile buharlaştırma tedavisi uygulanmaktadır. Hassas bir bölge olması nedeniyle cerrahi yöntemlere başvurulmaz. Bu amaçla kozmetik ürünler kullanılabilir.

Kist sebaseler yukarıda anlatıldığı gibi yağ foliküllerinin kanallarının tıkanması sonucu oluşmaktadırlar. Bu kanallar açılırsa sebum denilen yağ drene olacağından beze kendiliğinden kaybolmaktadır. Bunun için sıcak banyolar çok iyi gelir. Sıcak su kanal ağzındaki tıkacı açar ve bölgeyi yumuşatır.  Bunun sonucu drenaj başlar ve beze kısa sürede kaybolur.

Lipomlarda ve diğer bezelerde tedavi cerrahidir. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Kist sebaseler kendi kendine drene olmazlarsa veya apseleşirse bunlarda da tedavi cerrahidir.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
NASIR BİTKİSEL TEDAVİ

NASIR BİTKİSEL TEDAVİ

Derinin zorlanmalara karşı bir reaksiyonu şeklinde gelişen nasırlar en çok ayaklarda görülür. Ağır işlerde çalışanlarda, tarım işçilerinde, ellerde de görülür. Uzun süre devam eden travmalara karşı deri kendini korumak amacıyla kalınlaşır, sertleşir. O bölgede diğer deri kısımlarına göre sert ve kabarık bir kitle halini alır. Daha sonra üzerine gelen ayni etkilere ağrıyla cevap verir.

En çok ayak tabanında, ayak parmaklarının üzerinde ve parmakların birbirine sürtünen yüzeylerinde görülmektedir. Nasırlar kendini sert tabakalar şeklinde gösterir. Üzerine basmakla ağrı ve hassasiyet vardır. Bunun nedeni nidus denilen kök kısmının cilt altına baskı yapmasına bağlıdır. Nasırın üstündeki deri zamanla canlılığını yitirir ve kalın soyulan bir kitle halini alır.

Nasır oluşumunda en büyük neden derinin o bölgesine sürekli travma gelmesidir. Bu travmalar sonucu deri önce masere olur. Normal yapısını yitirir. Zamanla buna karşı reaksiyon olarak kendini kalınlaştırmaya başlar. Zamanla kat kat sert tabakalar şeklinde nasır oluşur. Oluşan nasır genelde koni şeklindedir. Dibi ince yüzeye çıktıkça genişler.

NASIR BİTKİSEL TEDAVİ

Ayaklardaki nasırlarda en büyük neden yanlış ayakkabı seçimidir. Topuklu veya çok dar, parmakları sıkan bir ayakkabı nasır oluşma riskini arttırır. Bunun dışında çorapsız ayakkabı giyilmesi veya yalınayak sık sık dolaşılması da nasır oluşturmaktadır. İşçilerde eğer el aleti kullanıyorsa mutlaka eldiven kullanılmalıdır. Çıplak elle bu aletlerin kullanılması, ağır malzemelerin taşınması ellerde nasır oluşturur. Tarım işçilerinde bel, çapa, tırmık kullanılırken herhangi bir önlem almamaları nedeniyle ellerde nasır oluşumu sıktır.

Bazı hastaların ise doğuştan ve kazanılmış ortopedik kusurları vardır. Bunlarda nasır oluşumu sık görülmektedir. Bu kişilerin mutlaka bu ortopedik kusurlarının tıbbi olarak ortadan kaldırılması gerekir.

Nasırlarda çeşitli bitkisel çözümler önerilmiştir. Bunların yararı görülebilir. Ama kişinin asıl yapması gereken nasır oluşturan etmenlerden uzak durmaktır. Bundan uzak durulduktan sonra bu çözümlerin yararı olabilir.

Nasırlarda en üstte ölü ve sert dokular vardır. Öncelikle bunların ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla önce ılık bir su hazırlanır. Tercihen bu su tuzlu olursa daha iyi olur. Ayaklar bu suyun içinde 10 dakika tutulur ve nasır yumuşatılır. Sonra nasır ponza taşı ile ovulur. Ponza taşı ile ölü dokular atılır.

Bu işlemden sonra çeşitli ajanlarla tedaviler önerilmiştir. Bunlardan biri aspirinin ezilip hamur haline getirilip nasır üzerine uygulanmasıdır. Salisilik asit içeriği nasırın erimesine yardımcı olur. Bunun dışında pişirilmiş soğan uygulanması, sarımsak, taze incir, meyan kökü, zerdeçal uygulanması önerilmiştir. Bunların çok fazla bir yararı görülmemiştir. Eczanelerde satılan nasır bantları bu amaçla kullanılabilir. Bunlarda asit içerir. Dikkatli kullanılmalıdır. Normal deriye de zarar verebilir. Diabeti olanlar veya damar hastaları bu tedavileri uygulamadan önce mutlaka hekime danışmalıdır.

Günümüzde nasırlar radyofrekans yöntemi ile alınmaktadır. İşlem lokal anestezi altında uygulanır. Yaklaşık 5 dakikalık bir işlemdir. İşlem sonrası hasta işinin başına hemen dönebilir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
MAKAT KAŞINTISI NEDEN OLUR?

MAKAT KAŞINTISI NEDEN OLUR?

Makat kaşıntısı kişiyi hayattan bezdiren, toplumdan kendisini soyutlamasına yol açan zor bir durumdur. Makat kaşıntılarının %70-80’ninde herhangi bir neden bulunmayabilir. Bu tür vakalarda tedavi zordur. Bunun dışında halen %20 vakada kaşıntının kaynağı bulunabilir ve bunun tedavisi yoluna gidilir. Kaşıntı genelde anüs içinde, anüs deliği çevresindedir. Kaşıntı ile birlikte o bölgedeki deride kızarıklık, yanma ağrı ve bazen ıslaklıkta görülebilir. Kaşıntıya yol açan nedenler şöyle sıralanabilir:

MAKAT KAŞINTISI NEDEN OLUR?

  • Makat siğili: HPV adlı bir DNA virüsünün yaptığı bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşmada en büyük neden cinsel temastır. Virüs vücuda alındıktan sonra siğiller ortaya çıkmadan kendini kaşıntı ile gösterebilir. Kaşıntı sonrası makat çevresinde çeşitli büyüklük ve renkte siğiller ortaya çıkar. Siğillerin çıkması ile beraber kaşıntıda fazlalaşır. Bu siğiller makat ile birlikte genital bölgede görülebilir. Homoseksüellerde görülen siğillerde anüs içinde de siğillere rastlanır. Tedavide bu siğiller ya elektrokoterle yada radyofrekans ile tek tek yakılır. Tedavi sonrası kaşıntı büyük ölçüde kaybolur.
  • Kıl kurdu: En sık karşılaşılan bir diğer kaşıntı nedenidir. Buda bulaşıcı bir hastalıktır. Kaşıntı ailenin diğer fertlerinde de görülebilir. Bağırsak içinde yumurtalarından çıkan parazitler anüse doğru hareket ederler. Özellikle geceleri şiddetli kaşıntılara neden olurlar. Tedavi tüm aile bireylerini kapsamalıdır. Aile kişisel hijyene çok dikkat etmelidir.
  • Anal fistüller: Genellikle apseler sonucu gelişirler. Sürekli akıntı vardır. Bu akıntıya bağlı olarak da anal bölgede ıslaklık ve kaşıntı olur. Hastada buna kötü kokuda eşlik edebilir. Fistülden gelen akıntının miktarına ve süresine bağlı olarak kaşıntının derecesi farklıdır. Fistüllerin tipi ve seviyesi çok önemlidir. Basit perianal fistüllerde yapılacak bir fistülotomi + küretaj işlemi olayı çözerken, sfinkterleri kesen fistüllerde lazer tedavisi veya seton tedavisi gerekebilir.
  • Makat bölgesinin nemli ve ıslak bırakılması: Halkımızda dışkılama sonrası anüsün suyla yıkanması adeti vardır. Fakat yapılan hata bu yıkamadan sonra genelde hasta anüsü kurulamaz ve kişi böyle ıslak ıslak günlük yaşamına döner. Buda anüs kaşıntılarına, oradaki derinin masere olmasına neden olur. Bazı kişiler ise aşırı titizdir ve anüsü sabunla yıkar veya kolanyalı mendille siler. Buda anal kaşıntının bir diğer nedenidir. Bu yolla anüs derisindeki koruyucu tabaka ortadan kaldırılmaktadır. Bunlardan kaçınmak gerekir.
  • Alerjik bünye: Bazı yiyecekler ve içecekler, domates, kuruyemiş, çikolata, bazı süt ürünleri kaşıntı kaynağı olabilir. Bu kişilerde vücudun başka bölgelerinde de kaşıntılar olabilir. Ürtiker benzeri lezyonlar görülebilir. Hastaların çoğu hangi yiyeceğin alerji yaptığını çoğu kez bilir. Bundan uzak durursa sorun kendiliğinden çözülür. Çeşitli cilt hastalıkları anal bölgede görülebilir. Dermatitler, paget hastalığı kaşıntıya neden olan hastalıklardır.

 

Çeşitli psikolojik nedenle, bazı ilaçların yan etkisi olarak ,uyuz  hastalığında bazı anal kanserlerde de kaşıntı görülebilmektedir.

Kaşıntı olan vakalarda bir proktoloji uzmanına muayene olmak ve gerekli tedaviyi yaptırmak gerekir.

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

 

Devamını Oku
     Formu Doldurun, Sizi Arayalım

   Müşterek Muayenehane

close-link
Hemen Ara
Yol Tarifi